29 Mayıs 2019 Çarşamba


TÜRK-AMERİKAN SAVAŞININ SİLAH VE ASKERLERİ

TSK Pençe Harekatı’nı başlatarak S-400’ler konusunda Türkiye’yi sıkıştıran tehdit eden Amerika’ya çok güzel bir cevap vermiş oldu. Amerika’nın kara gücüm dediği PKK’nın Hakurk’taki varlığını yok eden Mehmetçiklerimizle gurur duyuyoruz.

Bir diğer gurur kaynağımız ise bu harekatta kullanılan helikopter, silah ve mühimmatların Türk malı olması. Kendi silahlarımızla Amerika’nın paralı askerlerini vuruyoruz.

AMERİKA’NIN TEKELLERİ

Emperyalizm özellikle 5 konuda tekel olmak ister, sıralayalım: Doğal kaynaklara egemen olmak, ileri teknoloji, kendi sermayesinin serbest dolaşımı ve bankacılık sistemi, kitle imha silahları, televizyonlar, gazeteler, haber ajansları ve diğer iletişim araçları.

Emperyalizmin baş savunucusu Amerika bu tekelleşme konusunda çok hassastır. Bunu ihlal eden veya etmek isteyen milli devletlere saldırır. Ya iktidara kendi adamlarını getirir ya da o ülkeyi parçalar, böler ve daha kolay yönetilir hale sokar.

Yıllardır Türkiye'de oynan senaryo da bu işte!


SİLAHLAR AMERİKA’DAN MÜHİMMAT VE ASKERLER İSE YERLİ

Amerika bu tekellerini korumak için dünyanın farklı bölgelerinde 800 civarında askeri üs kurmuştur. Bu üslerdeki askerler büyük sermayenin bekçileridir.

Amerika bu askerlerini mecbur kalmadıkça kullanmaz. Parçalamak istediği milli devletlerin içinde terör örgütleri kurar, onları silahlandırır, eğitir, maaşa bağlar ve paralı askerler haline dönüştürür. Bunun en iyi örneği de PKK’dır.

Amerika’nın milli devletleri parçalamak ve yönetmek için daha farklı ve etkin ama masum görünüşlü silahları da vardır. Bunların mühimmatlarını hedef ülkelerden temin eder. Nedir bu masum görünüşlü silahlar diyorsanız, yazalım:

Demokrasi, azınlık hakları, etnik kimlik siyaseti, dini cemaatler, halklara özgürlük, ana dilde eğitim, yerel özerklik, barış.

Silahlar Amerika’dan ithal ama bunları kullanacak askerler yerli: siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler, televizyon yorumcuları, sosyal medya trolleri, bir de bunlara inanıp kanan saf kimseler.

KİMİSİ GÖNÜLLÜ KİMİSİ PARALI ASKER

Amerika’nın gönüllü ve paralı askerlerini tanımak çok da zor değil. Konuşmalarından, yazdıklarından ve eylemlerinden kolaylıkla anlaşılırlar. En bariz özellikleri NATO, Batı İttifakı ve Amerika yanlısı olmalarıdır. Bunlara hiç toz kondurmazlar, hiç eleştirmezler.

Etnik kimlik üzerinden siyaset yaparlar. Halklara özgürlük isterler. Ana dilde eğitimi savunurlar. Yerel Özerklik Şartı kalksın isterler. Bölücü terör örgütü PKK ve onun siyasal uzantısı HDP’ye sıcak bakarlar, iş birliği içine girmekten çekinmezler. HDP/PKK eş başkanının politikalarını beğenirler, alkışlarlar.

Büyük bir kısmı da en tehlikeli dini cemaat olan FETÖ içinde örgütlenmiştir. Bazıları bu örgütü masum göstermeye çalışır, bazıları da devlet yargısıyla, güvenlik güçleriyle bu örgüt üzerine gidince onları korumaya kalkarlar. Hapistekileri kurtarmaya çalışırlar.

Amerika’nın yapmayı planladığı, İran’dan başlayıp Akdeniz’e kadar uzanan terör koridorunu TSK kuvvetleri Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile önleyince “Suriye bataklığında ne işimiz var?” diye bas bas bağırırlar.

Türkiye ne zaman PKK’nın üzerine ciddi anlamda gitse bunlar barış havarisi kesilirler.

Türkiye Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasın, savunması Amerika’ya bağlı kalsın isterler.

Türkiye Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz aramaya başlar, bunlar aramalar durmalıdır diye beyanat verirler.

NATO’dan çıkmayalım diye elli takla atarlar. NATO’nun ne kadar önemli olduğunu uzun uzun anlatırlar.

Amerika Esat’a katil der, bunlar hemen Esat’ın üzerine silahlı terör örgütleri yollarlar.  Ülkesini korumaya çalışan Suriye ordusunu rejim güçleri deyip katliam yapmakla suçlarlar.

Dillerinden küreselleşme, liberal ekonomi sözcükleri düşmez. Özelleştirme adı altın Türkiye’nin kamu varlıklarını yabancılara peşkeş çekerler. Yabancı sermayenin Türkiye’yi sömürmesine göz yumarlar.

Bunların bir kısmı Atatürkçü, bir kısmı milliyetçi, bir kısmı dindar geçinir. Milletimiz bu yüzden bunları teşhis etmede zorlanıyor. Yukarıda yazdıklarım bunların tanınması için birer uyarıdır. Umarız halkımız kısa zamanda bu gönüllü ve paralı askerleri gerçek kimlikleri ile tanır ve tavrını ve seçimlerini ona göre belirler.


21 Mayıs 2019 Salı


ATATÜRK İLE ALDATANLAR ÇOĞALDI

19 Mayıs Atatürk’ü anma ve Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle yapılan konuşmaları okudum, yazılan yazıları dinledim; dost sohbetlerine katıldım ve sosyal medyada paylaşılanlara baktım ve bende şu kanaat uyandı:

İnsanlarımızın çok büyük kesiminin kalplerinde Atatürk sevgisi var ama Kemalist düşüncenin özü maalesef o oranda yok. Ne yazık ki bu durum bazı şarlatanların halkımızı Atatürk ile aldatmasına neden olabiliyor.

Atatürk posteri giyen ve eline bayrak alıp sallayan herkes kendisini Atatürkçü sanıyor. Bir Atatürkçü her şeyden önce Kemalist düşünceyi kavramalı ve eylemlerine ve seçimlerine bu düşünce yön vermelidir.

KEMALİZM BİLİNMEDEN ATATÜRKÇÜ OLUNMAZ

Kemalizm Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesidir ve Türk Devrimi’ne giden yoldur.

Kemalizm Müdafaa-i Hukuk doktirinine dayanır.

Müdafaa-i Hukuk yani emperyalizme ve sömürüye karşı milletin hukukunu savunmak;

Müdafaa-i Hukuk yani milletin tam bağımsızlığı;

Müdafaa-i Hukuk yani milli egemenlik;

Müdafaa-i Hukuk yani özgürlük;

Müdafaa-i Hukuk yani insanın insana kul olmaması;

Müdafaa-i Hukuk yani bilimin aydınlığı ile halkın bilinçlendirilmesi.

Kemalizmin özü işte bunlarıdır.

İSTİKLAL-İ TAM, HAKİMİYET-İ MİLLİYE

Kemalizm Düşmanı vatan toprağından kovan ve bağımsızlığımızın timsali şanlı bayrağımızı vatanın her köşesinde dalgalandıran ideolojidir.

Kemalizm’in özünde antiemperyalist bilinç vardır. Bu bilinçle ülkenin tüm maddi ve manevi değerleri emperyalistlere kaşı savunulur. Emperyalizme karşı savaşmayan ben Atatürkçüyüm demesin.

Kemalizm tam bağımsızlık demektir. Atatürk, “Temel ilke, Türk ulusunun haysiyetli ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak katından yüksek bir işleme layık görülmez” diyor.

Unutmayalım ki, Türkiye Cumhuriyeti “Ya istiklal, ya ölüm” parolası ile kuruldu.

Kemalizm “milli egemenlik” demektir. Kemalizm ile egemenlik tak adamdan milletin tümüne geçmiştir.  

Kemalizm özgürlüğü savunur, kanun önünde eşitliği savunur. Kemalizm ile Türk Milleti kul olmaktan kurtulmuş, özgür bireyler haline gelmiştir.

KEMALİST EĞİTİMİN TEMELİ

Kemalizm ile Türk Milleti yolunu bilimin ışığı ile aydınlatmaya başladı. Atatürk, Türk eğitim felsefesinin temeline bilimi, akılı ve fenni koydu.

Kemalist eğitim politikalarının temelinde millilik vardır. Atatürk, “İlk mekteplerde eğitimin ilk ve son maksadı; çocukların, millî hayata layıkıyla intibak etmeleridir. Eğitimde Türklük ve Türk vatanı esas mihveri teşkil etmelidir” diyor.

CUMHURİYETİ YAŞATACAK RUH KEMALİZMDİR

Atatürk, “Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur” diyor; Türk milletinin zapt olunmak istenen ruhunun adıdır Kemalizm.

Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuzluğa kadar yaşatacak olan da işte bu ruhtur.

Son zamanlarda çok sayıda şarlatan ve demagog Atatürkçü türedi. Bunlar halkımızı Atatürk ile aldatmaya çalışıyor. Atatürk sevgisi muhakkak Kemalist düşünce ile birleştirilmelidir. Bu birleşme olursa hiç kimse milletimizi Atatürk ile artık aldatamaz.

16 Mayıs 2019 Perşembe


19 MAYIS BÜYÜK DEVRİMCİ ÖNDERİMİZ ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜDÜR

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı tüm milletimize kutlu olsun.

Bugün Türk milletinin büyük devrimci liderini anma günüdür. Biz de onun temel ilkelerini kendi sözlerini hatırlatarak analım:

CUMHURİYETÇİLİĞİNİ ANALIM

“Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”
“Yeni Türkiye Hükümetinin öz cevheri millî hâkimiyettir. Milletin kayıtsız ve şartsız hâkimiyetidir. “
«Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir»
“Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez.”
«Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.»

MİLLİYETÇİLİĞİNİ ANALIM

“Bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.”

“Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.”

“Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir.”

“… milletimizin kuvvetli, mes’ut, müstekâr yaşaması için, devletin tamamiyle milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamiyle uygun olması ve ona dayanması lazımdır. ‘Milli siyaset’ dediğim zaman, kastettiğim mana şudur: milli sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi kuvvetlerimize dayanarak varlığımızı koruyup, memleketin dahili saadetine ve imarına çalışmak.”



HALKÇILIĞINI ANALIM

“Halkçılık sosyal düzenini emeğine hukuken dayandırmak isteyen bir siyasettir. Biz bu hakkımızı saklı bulundurmak, istikbalimizi emin bulundurmak için heyet-i umumiyemizce, heyeti-i milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyet-i milliyece mücadeleyi caiz gören bir siyaseti izleyen insanlarız.”

“Bizim görüşümüz ki halkçılıktır, kuvvetin, gücün, egemenliğin yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Şüphe yok ki bu dünyanın en geçerli anlayışıdır.”

DEVLETÇİLİĞİNİ ANALIM

«… Efendiler, bu devlet, bu millet ekonomik egemenliğini sağlarsa, o kadar güçlü bir temel üzerine yerleşmiş ve gelişmeye başlamış olacaktır ki, artık bunu yerinden oynatmak mümkün olmayacaktır. İşte düşmanlarımızın, gerçek düşmanlarımızın bir türlü rıza göstermediği de budur.” “…Memleketin temel sanayisinin kurulması bitmedikçe, her bakımdan, yürek istirahati duymamıza imkân yoktur.”
“Dünyada iki mühim iktisadi ekol tatbik edilmektedir. Büyük harbin sonunda komünizm tatbik edildi. Fakat halka vadedilen şeyler aynen temin edilemedi. Ruslar bazı prensiplerden geri döndüler. Bir devrime teşebbüs edip sonradan dönmektense ağır ağır ilerlemek en doğru yoldur. İkinci ekol liberalizmdir. Bu da eskimiştir. Bizim tatbik ettiğimiz ekol devletçiliktir.”


LAİKLİĞİ ANALIM

“Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir.”

“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler dervişler müritler mensublar memleketi olamaz. En doğru ve en hakikî tarikat medeniyet tarikatıdır.”

“Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.

DEVLETÇİLİĞİNİ ANALIM

«… Efendiler, bu devlet, bu millet ekonomik egemenliğini sağlarsa, o kadar güçlü bir temel üzerine yerleşmiş ve gelişmeye başlamış olacaktır ki, artık bunu yerinden oynatmak mümkün olmayacaktır. İşte düşmanlarımızın, gerçek düşmanlarımızın bir türlü rıza göstermediği de budur.” “…Memleketin temel sanayisinin kurulması bitmedikçe, her bakımdan, yürek istirahati duymamıza imkân yoktur.”
“Dünyada iki mühim iktisadi ekol tatbik edilmektedir. Büyük harbin sonunda komünizm tatbik edildi. Fakat halka vadedilen şeyler aynen temin edilemedi. Ruslar bazı prensiplerden geri döndüler. Bir devrime teşebbüs edip sonradan dönmektense ağır ağır ilerlemek en doğru yoldur. İkinci ekol liberalizmdir. Bu da eskimiştir. Bizim tatbik ettiğimiz ekol devletçiliktir.”

DEVRİMCİLİĞİNİ ANALIM

«…millet zikrettiğim tahavvül ve inkılâpların tabii ve zaruri bir hakikat olarak, umumi idarenin ve bütün kanunların, ancak dünya ihtiyaçlarından ilham almasını; ve ihtiyaçların gelişme ve değişmeleriyle aralıksız gelişip değişmesini kabul eden, ‘dünyevi bir idare’ anlayışını ‘hayati’ saymıştır.
“…tekamülün gayesi insanları birbirine benzetmektir. İnsanlar arasında sınıf, derece, ahlak, elbise, dil, ölçü farkı gitgide azalmaktadır. Birliğe yürüyüş sulhe doğru da yürüyüş demektir”.

“... müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır” “Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve nabût edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir halet-i İçtimaiyeye kavuşacaktır.”

15 Mayıs 2019 Çarşamba


AKP VE ERDOĞAN TÜRKİYE’Yİ YÖNETEMİYOR!

Yaklaşık 17 senedir ülkeyi AKP ve Erdoğan yönetti. Bu sürenin sonunda Türkiye’nin haline bakalım:

Ülkeye yönelik güvenlik tehditleri ve tehlikeleri büyü boyutlara ulaştı. Her gün yeni bir şehit haberi geliyor. Terörün kökü bir türlü kurutulamıyor. PKK’nın siyasal uzantısı HDP ihanetlerini meclise kadar taşımış durumda. Hükumet bir türlü bu fitne yuvasını kapatacak adımları atmıyor.

Amerika Irak ve Suriye’nin kuzeyine yerleşmiş, terör örgütlerini silahlandırıyor, eğitiyor, besliyor, üzerimiz salıyor; Hükumet yeterli tepkiyi gösteremiyor. İncirlik hâlâ açık. Amerika hâlâ sözüm ona bizim strateji ortağımız.

Amerika, İsrail, Yunanistan, GKRY muhripleri, denizaltıları namlularını bize doğru çevirmiş tatbikatlar yapıp Türkiye’ye göz dağı veriyor. Yunanistan başbakanı Çipras bile “yaptırım uygularız” filan deyip Türkiye’yi tehdit edebiliyor.

Amerika’ya karşı işbirliği yaptığımız Rusya’ya, İran’a, Irak’a gerekli güven verilemiyor. Yalpalamalar devam edip gidiyor. Esad’a katil denmekten vazgeçilmiyor. Suriye devleti düşman olarak kabul ediliyor. Karşımızda bir kirli ittifak oluşmuş ama biz kendimizi yalnızlığa mahkûm ediyoruz.

Ekonomik durum içler acısı. Borçlar ödenemeyecek boyuta yükselmiş. İflaslar ardı ardına geliyor. İşsizlik artıyor, yoksulluk artıyor. Ekonomi daralıyor. Sanayi ve tarım üretimi düşüyor. Faizler sürekli yükseliyor. Döviz sıkıntısı giderek artıyor.

Türkiye’nin bu durumuna bakınca şu yargıya kolaylıkla varmak mümkün: AKP ve Erdoğan Türkiye’yi tek başına yönetmiyor.

MİLLİ HÜKUMET GEREK!

Zor ve çetin günlerden geçiyoruz. Emperyalizm Türkiye’yi kıskaç altına almaya çalışıyor. Hem vatan toprağımız hem de mavi vatanımız tehdit altında.  

1980’li yıllardan buyana uygulanan neo-liberal ekonominin sonunda ülke iflasın eşiğine gelmiş vaziyette.

Türk milleti tüm maddi ve manevi tüm güçlerini bir araya getirerek bu zor durumdan çıkabilir.  Sayın Erdoğan’ın “Türkiye İttifakı” bizi ümitlendirdi ama bu söz maalesef havada kaldı.

Yapılacak şey bellidir. En kısa zamanda içinde AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin, İYİP’nin ve Vatan Partisinin bulanacağı bir milli hükumet kurulmalıdır. Ancak böyle bir hükumet ülkenin tüm güçlerini emperyalizme karşı seferber eder.

14 Mayıs 2019 Salı


ATATÜRK VE ŞEHİTLERİMİZE SAYGISIZLIK ETMEYİN!

Hemen her gün şehit haberi geliyor. Vatanımızı, güvenliğimizi, çıkarlarımızı savunmak için savaşan kahramanlarımızı kim şehit ediyor diye düşünen ise yok gibi bir şey.

Bir büyük savaşın içindeyiz ama maalesef insanlarımız bunun bilincinde değil.

Gelin şu soruları kendi kendimiz soralım:

Saldırganlar bizden ne istiyor?

Kahraman yiğitlerimiz kiminle savaşırken ve kimin silahları ile şehit düşüyor?

Birinci sorunun cevabı net: Milletimizi bölmek istiyor. Vatan topraklarına el koymak istiyor. Çünkü Amerika ve İsrail o topraklarda kukla bir devlet kurma arzusu içinde. Bunlar da bu şer güçlerinin piyonları…

İkinci sorunun da cevabı gayet açık; Türkiye Amerika’nın başını çektiği emperyalist güçlere karşı savaşıyor. Kahramanlarımızı şehit eden mermiler, füzeler, EYP’ler, mayınlar Amerikalılar tarafından terör örgütü PKK, YPG, PYD’ye veriliyor.

Aslında bu örgütleri ayırmak da doğru değil. Karşımızda tek bir terör örgütü var, o da PKK. PKK’nın meclise kadar giren siyasal uzantısı da HDP.

Bu alçakların ellerinde şehitlerimizin kanı var. Bese Hozat denen alçak kadın o kanlı ellerini sallaya sallaya, örgüt olarak, 23 Haziran’da yapılacak seçimde CHP’nin adayı İmamoğlu’nu destekleyeceklerini açıklıyor.

Yetmiyormuş gibi bir de hainlerin bir başka başı Duran Kalkan İmamoğlu’na destek vereceklerini söylüyor ve karşılığını da isteriz diyor. Bu tarz destek konuşmalarını HDP eş başkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan da yapıyor.

CHP ve İmamoğlu bu destekten memnun ki, “sizin gibi vatan, millet, insanlık düşmanlarının desteğini istemiyoruz” tarzında bir cevap vermiyorlar.

Verilen bu destekler ve İmamoğlu’nun sessizliği Türk Amerikan savaşında kimin hangi mevzide olduğunu da belirliyor.

Türkiye mevzisin giremeyen İmamoğlu’ndan ikinci Atatürk çıkarmak da bir başka saçmalık. Şimdi düşünelim bakalım: Atatürk’e bu hainler seni destekliyoruz, karşılığını da alırız dese tavrı ne olurdu?

Bir tarafta, ömrü emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı savaşmakla geçmiş Atatürk; diğer yanda, Türkiye’deki Amerika severlerin desteklediği, yücelttiği İmamoğlu.

İmamoğlu’na ikinci Atatürk demek bir yana, onu Atatürkçü göstermek hem Atatürk’e hem de bu toprakları vatan kılan ve Türk milletinin bu topraklarda egemen olması için canlarını veren tüm şehitlerimize en büyük saygısızlıktır.

11 Mayıs 2019 Cumartesi


CUMHURİYETİ KORUMANIN ÇARESİ BULUNMUŞ!

Bazı kimseler Türkiye Cumhuriyeti’ni korumanın ve ekonomiyi düzlüğe çıkarmanın çaresi bulmuşlar. Çok da kolay; birkaç firmayı boykot ettik mi “her şey çok güzel olacak”.

Aşağıdaki metin sosyal medyada paylaşılıp duruyor. Okuyunca sevindim, çok şükür artık sorunlarımızı çözecek yolu bulduk dedim. Metin aynen şöyle:

“En başta A101 ve BİM'i unutmadan...

Saray Muhallebicisi ve MADO ‘ya gitmeyin✔..
Pınar📌Ülker📌 Sütaş📌 Torku📌 ve benzeri ürünleri kullanmayın!✔Metro turizm ile seyahat etmeyin.✔İznikli Köfteci YUSUF Ustaya ve Yeni havaalanindaki restauranta gitmeyin...
Ekonomik Boykot sanıldığı kadar basit bir şey değil,
elinizden geldiğince yaymaya çalışın bu mesajı✔
Sadece “beğenme” yapmayın, cesur olun, kopyalayıp paylaşın!.✔
DİPNOT❗
Şimdi bazı sözüm ona vatanseverler diyecekler ki;
"Ülke ekonomisine zarar veriyorsunuz..."
HAYIR✔ efendim bizim geleceğimizi çalanlara ders veriyoruz...✔
Kaybedilen ekonomi tekrar düzlüğe çıkabilir, Ama kaybedilen CUMHURİYET❗ bir daha zor gelir.✔”

Kafalar gerçekten dumanlı veya kirada. Sağlıklı bir beyin bunu nasıl yazar, neden paylaşır anlamak zor.

“SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUTTIR”

Türkiye Cumhuriyeti gerçekten de tehlikede ve tehditler de büyük. Üstelik ekonomi de borç batağına saplanmış durumda. Bütün bu tehditlerin kaynağı Amerika’nın başını çektiği Batı emperyalizmi değil mi?

Vatanımızı bölmek isteyen PKK’yı, YPG’yi PYD’yi ve bunların ülke içindeki siyasal uzantısı HDP’yi kim örgütlüyor, kim destekliyor? Binlerce ton silahı kim bunlara veriyor? Binlerce teröriste kim maaş ödüyor? Cevabı Amerika ve İsrail değil mi?

Sadece vatan toprağı değil, mavi vatanımız da tehlike altında. Amerika, İsrail, Yunanistan ve GKRC Doğu Akdeniz’deki haklarımızı gasp etmenin hazırlığı içinde. Bu bölge savaş gemileri kaynıyor. Her an silahlı bir çatışma çıkabilir.

Vatan olmadan cumhuriyet olmaz. Cumhuriyeti korumak isteyenler önce vatan toprağına ve denizlerimize sahip çıkmalıdır.

Amerika PKK’sıyla, PYD’siyle, FETÖ’suyle saldırıyor; amacı cumhuriyeti yaralamak, yıkmak ve biz çareyi 3-5 yerli firmayı boykotta buluyoruz. Olacak iş değil!

YERLİ SERMAYEYE HAYIR, YABANCI SERMAYEYE EVET!

BİM, A-101 MADO, hep yerli sermayenin elinde olan şirketler. Oysa Migros İngilizlere, Real Almanlara, Carrefour Fransızlara ait. Buralarda alışveriş yapınca bu şirketler kazanıyor ve kârlarını kendi aktarıyor. Türkiye kan kaybediyor.

Yerli firmaları boykot et, yabancı firmaların önünü aç, sonra da ekonomiyi kurtarmaktan söz et.

Şimdi sormak lazım: BİM’in, A-101’in sahibi veya sahipleri kimlerdir? Bu insanlar mı vatan savunması yapan Mehmetçiklerimizi, polislerimizi şehit ediyor? Bu insanlar mı vatan toprağımızı bizden koparıp başka bir devlete vermek istiyor? Bu insanlar mı Doğu Akdeniz’de karşımıza muhripleri ile çıkıyor.

Cumhuriyeti koruyacaksak öncelikle, FETÖ ve HDP/PKK gibi Amerikan piyonlarına karşı mücadele etmeliyiz.

Dedim ya, kafalar medya ve sosyal medya rüzgarına takılmış, sürüklenip gidiyor…

9 Mayıs 2019 Perşembe


BEYİNLER YIKANIYOR, AKILLAR KİRAYA VERİLİYOR

Çok seçimler yapıldı ama hiçbirinde bu kadar yoğun bir psikolojik saldırı görmedim. Medya ve sosyal medyadan insanların beynine büyük hücum var. Beyinler yıkanıyor, akıllar tıkanıyor.

Bu fırtınanın etkisinde kalanlar papağanlaşıyor; ne duysalar, ne izleseler onu sosyal medyadan paylaşıyor.

Özetle akıllar kiraya verilmiş durumda.

Sayın Ekrem İmamoğlu yıldızlaştırılıyor, güneşe benzetiliyor. Geleceğin cumhurbaşkanı olarak takdim ediliyor.

Kendisinin yakışıklı, eşinin güzel olduğu fotoğraflarla anlatılıyor.

Atatürk ile yan yana fotoğrafları dağıtılıyor ama Atatürkçülük adına ne yaptığı bilinmiyor.

Rum Patriği Bartholomeos, Eyüp Sultan, Anıtkabir üçgeninde dolaşıyor ama nerede duracağını bilmek mümkün olmuyor.

TANIMIYORUZ

İlerde cumhurbaşkanı olacak ama biz onun Türkiye’nin sorunları ile ilgili ne düşündüğünü bilmiyoruz.

Nasıl bir ekonomik program uygulayacak, bilmiyoruz.

Doğu Akdeniz’deki haklarımızı Amerika, İsrail, Yunanistan elimizden almak istiyor, bu konuda ne düşünüyor ne yapacak, bilmiyoruz.

Amerika’nın Türkiye’ye yönelik siyasi, ekonomik ve hatta askeri saldırıları var, nasıl karşı koyacak bilmiyoruz.

Amerika, Rusya, İran, Çin çatışma halinde, bu konudaki düşüncelerini nedir bilmiyoruz.

Eğitim politikalarını, sağlık politikalarını, ulaşım politikalarını, imar politikalarını bilmiyoruz.

DESTEKLEYEN ÇOK!

Bunları ve daha birçok şeyi bilmiyoruz ama onu kimlerin desteklediğini biliyoruz, sıralayalım:

İngiltere’nin Ortadoğu politikalarını yürütmek için elaman yetiştirdiği Exeter Üniversitesi’nde doktora yapmış, ABD’nin Uluslararası Liderlik Okulu’ndan mezun olmuş, Powell ile 2 sayfa, 9 maddelik antlaşma imzalayıp cumhurbaşkanı olmuş Sayın Gül onu destekliyor.

Başbakanlıktan ayrılınca, CIA’nın yayın organı Foreign Policy dergisinde hakkında “Amerika Türkiye’deki adamını kaybetti” denilen Sayın Davutoğlu onu destekliyor.

Vatan topraklarından "Bugün Türkiye'nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular." Diye bahseden HDP eş başkanı Sezai Temelli onu destekliyor.

Kızları kandırıp dağlara çıkarıp terörist yapan Sakine Korkmaz’ın kankası, Türkler soykırım yaptı diye bas bas bağıran, PKK dostu Canan Kaftancıoğlu onu destekliyor.

“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diye slogan atan gençlere “Mustafa Kemal’in itleri” diyen Sırrı Sakık onu destekliyor.

Dersim dosyası açılsın diyerek Atatürk’ü sorgulamaya çalışan, CHP artık 1930’ların CHP’si değildir diyen, Amerika’dan, Avrupa’dan adalet ve demokrasi dilenen Sayın Kılıçdaroğlu onu destekliyor.

İSTANBUL’A MUSTAFA İLKER YÜCEL YAKIŞIR

İstanbul armatör Binali Yıldırım’a da Guaido İmamoğlu’na da mahkûm edilemez.

İstanbul’a,

“Bazı dostlar ‘İleride çocuklarına bugün aday olduğunu nasıl izah edeceksin, İmamoğlu var sen adaylığını çek’ diyor. Şöyle izah ederim:

PKK memuru Selahattin Demirtaş'ı övüp Abdullah Gül'ün çok ses çıkarmasını isteyen bir inşaat şirketi sahibinin, zor zamanlarda ortalıkta görünmemesine rağmen bir anda kurtarıcı gibi parlatılmasına ve Atatürkçüleri peşine takmasına karşı çıkıp, az oy alacağımı bile bile seçime girdim derim.

Çok oy alacağım diye savunduğum görüşleri değiştirmem. Mesela Binali Bey gibi barlar sokağında gezip içki içen gençlere şirinlik yapmam, Ekrem Bey gibi müezzinlik pozları vermem. Vatanseverim. Zor zamanlarda dava arkadaşlarımla birlikte her türlü tehlikeyi göze alırım. Tek oy alacak olsam bile PKK/HDP'yle yan yana gelmem. İlkeli yaşarım. Bu bana yeter.” diyen gerçek Atatürkçü Mustafa İlker Yücel yakışır.