NASRETTİN HOCA FIKRALARI
Descartes'ın
felsefesinin mizaha dönüşmüş şeklidir aslında Nasrettin Hoca fıkraları.
Mantık yürütme konusunda çıkarılacak derslerle yüklüdür. Mantık hatalarımızı
abartılı örneklerle bize anlatır ve bu hataları yapanlarla alay ederek bize
sağlıklı düşünmenin yollarını açar. Birkaç örnek vermekte fayda var. Çok
bilinenlerden birkaç tane sunalım:
Meşhur hikayedir;
hocanın komşusu tenceresinin doğurduğuna inanmış ama öldüğüne inanmamış.
İnsanların sık yaptığı bir mantık hatasıdır bu. İşine gelen yalanı hemen
benimser ama işine gelmeyen gerçeği kabullenemez. Bazı konuşmaları dinlediğimde
veya sosyal paylaşımları gördüğümde aklıma hemen bu fıkra gelir. Koca koca
insanlar işlerine geldiğinde koca koca koca yalanlara kolaylıkla inanıyorlar ve
hemen arkadaşları ile paylaşmaya başlıyorlar. Çok doğru sözleri ise işlerine
gelmediği için ret ediyorlar. Doğrular onlar için yalana dönüşüyor.
Bindiği dalı
kesen adam düşünce koşa koşa Hoca’ya gelmesi ve “Sen benim düşeceğimi bildin,
ne zaman öleceğimi de bilirisin” demesi ise sık yaptığımız bir mantık
hatasıdır. Bu bir otorite kaymasıdır.
Bir konuda uzman
olan bir kişinin, uzmanlık alanı dışında verdiği bilgileri de peşinen doğru
kabul ediyoruz. Mademki uzmandır, her şeyi bilir sanıyoruz. Televizyonlar,
gazete sütunları böyle otoritelerle dolu. Esas branşı iktisattır ama sağlık
konusunda da ahkam keser, dış siyaset ile ilgili büyük büyük laflar eder;
halkımız da bu büyük otoriteye (!) hemen inanır.
Bir diğer örnek
de söylenen bir söze veya ileri sürülen bir görüşe olduğundan farklı ve öte
anlamlar yüklemektir. Nasrettin Hoca şu fıkra ile böyle yapanlarla alay eder.
Hocanın karısı yatakta Hoca’ya biraz öteye gider misin deyince Hoca kalkmış
komşu köye gitmiş ve hanımına biraz daha gideyim mi diye haber yollamış. Bu
mantık hatası da günlük hayatta ve siyasi tartışmalarda sıkça yapılıyor.
Önyargılarımız, arzularımız, nefretlerimiz duyduğumuz bir söze, okuduğumuz bir
yazıya taşıdığından daha öte anlamlar vermemize neden oluyor. Yanlış
değerlendirmeler yanlış kararlara yol açıyor.
Komşusu Hoca’dan
ödünç çamaşır ipi ister. Hoca veremem, bizim hatun ipe un sermiş der. Adamcağız
da “Hoca hiç ipe un serilir mi” diye sormuş. Aslında ipe un serilir, günlük
hayatta, farkında olmadan sürekli ipe un sereriz. İşimize gelmeyin fikirleri
olmadık bahanelerle ret ederiz de farkına bile varmayız. Hep komşuyu kandırmak
için ipe un serecek değiliz ya, bazen de kendimizi farkında olmadan ipe un
sererek kandırırız.
Bilinen bir
hikayedir; komşusuna gelen mektubu okuyamayınca komşusu şu başındaki kavuktan
utan der. Hoca da marifet kavuktaysa, al sen tak sen oku der. Değer verdiğimiz
bir insanın her dediğini doğu sayarız. Oysa bir sözün doğruluğu söyleyenin
kimliğine değil, içeriğine bağlıdır. Başında “Prof” unvanı olan birisinin
düşüncelerindeki değer onun unvanın değil, edindiği bilgi ve tecrübelerinin
eseridir.
Nasrettin Hoca’da
fıkra çok ama biz lafı fazla uzatmayalım, sözü burada keselim.
SONUÇ
Hayatımızın her
anında kararlar veririz ve seçimler yaparız. Bu karar ve seçimler bizim
davranışlarımızı belirler. Descartes’ın felsefesi ve Nasrettin Hoca’nın
fıkraları bizi mantık hatalarından koruyabilir. Sağlıklı düşünmemizi
sağlayabilir. Davranışlarımızı düzeltebilir.
Ön yargılardan
uzak ve isteklerinizin, tutkularınızın, nefretlerinizin ve daha önce
edindiğimiz bilgilerin esaretinin bizi yanlış kararlara itmediği günler dileği
ile…