SEVR ANTLAŞMASI 1920
Ankara’da bu gelişmeler olurken, emperyalist ülkeler de
Fransa’nın Sevr kentinde Türk milletine kefen biçiyordu. Çok sayıda
Batılı ülkenin temsilcileri bir araya gelip antlaşmanın maddelerini Osmanlı
heyetine kabul ettirdi. Antlaşma 10 Haziran 1920 tarihinde imzalandı.
Sadrazam Damat Ferit Paşa önderliğinde Paris’ e giden
heyet Sevr Antlaşması’nı imzalayarak Osmanlı
Devleti’nin paylaşımına resmen onay vermiş oldu.
Sevr Antlaşması Maddeleri
İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalmaya devam
edecek. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yerler İstanbul ve çevresinden oluşan
küçük bir toprak parçası olacak; eğer Osmanlı Devleti, İtilaf güçlerinin
belirlediği şartlara uymazsa İstanbul’da ellerinden alınacak,
Batı Anadolu ve Doğu Trakya Yunanlılara verilecek,
Ege Adaları Yunanistan'a bırakılacak, Rodos ve 12 Ada
İtalya'ya verilecek,
Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti ve
güneyinde Kürdistan Devleti kurulacak,
Irak, Musul ve Arabistan İngiltere’ye verilecek,
Boğazlar, bütün ülkelerin gemilerine savaş zamanında
dahi açık bulundurulacak ayrıca boğazlar on ülkeden oluşan bir Avrupa Komisyonu
tarafından yönetilecek ve bu komisyonda Türk üye bulunmayacak,
Kapitülasyonlar; İngiliz, Japon, Fransız
ve İtalyanlardan oluşan bir komisyonun düzenlemesiyle genişletilerek
yeniden gündeme gelecek ve bütün azınlıklar bu
ayrıcalıklardan yararlanabilecekti, Ayrıca azınlıklara geniş haklar
verilecek ve askerlik yapmayacaklardı,
Azınlıklar sınırlarımız içinde okul ve dini
kurumları açabileceklerdi. Osmanlı’nın bu konuda yaptığı
uygulamalar ise denetlenebilecekti,
Osmanlı Devleti’nin mali durumu ve bütçesi İngiliz, Fransız
ve İtalyanlardan oluşan komisyon ile Düyun-u Umumiye İdaresi
tarafından yönetilecekti. Bu komisyonda Osmanlı üyeleri sadece danışman olarak
yer alacaktı,
Osmanlı, mali bakımdan zor durumda olduğu için savaş
tazminatı vermeyecek ve borçları silinecekti,
Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik kaldırılacak ve askeri
gücü 50.700’ü geçmeyecekti. Ayrıca orduda ağır silahlar ve uçaklar kesinlikle
bulunmayacak, Osmanlı donanması İtilaf Devletleri’nin kontrolü altında
olacaktı,
Deniz Kuvvetleri’nde 13’ten fazla savaş gemisi bulunmayacak,
Kürtler, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet
kurmak isterlerse (Kürdistan ismiyle) ve bu istek Cemiyet-i Akvam tarafından
kabul edilirse, Osmanlılar bu durumu kabul edecekti,
Osmanlılar, Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçecek,
Filistin, Irak ve Suriye için alınan kararlara uyacaktı.
Hicaz bağımsız bir devlet olacaktı (Arap azınlıklar
istediğini aldı),
Osmanlı Devleti İzmir'deki egemenlik haklarını
Yunanistan’a bırakacak ve kalelerden sadece birinde Türk
bayrağı dalgalanacaktı,
Şam ve çevresi, Mardin, Antep ve
Urfa Fransa’ya verilecek ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölgede
Fransız nüfusu yer alacaktı,
İzmir bölgesi dışındaki Batı
Anadolu, İtalya’ya ait nüfus bölgesi olacaktı.
10 Ağustos akşamı Sevr Antlaşması’nın imzalandığı haberi
Ankara’ya ulaşır. O sırada Mustafa Kemal Paşa Ziraat Mektebi’ndeki karargâhında
çalışıyordu. Haber ulaştıktan sonraki Mustafa kemal Paşa’nın tepkisini Albay
Arif Bey şöyle anlatır:
“…Ankara’nın bozkurdu öfke ve acıyla adeta inliyordu. Bir
an sonra doğruldu ve silkinerek ayağa kalktı. Emirerini çağırdı, pencereyi
kapatmasını söyledi. Bir diğerini çağırdı, ona da ışık getirmesini, odayı saran
gölgeleri kovacak kadar bol ışık getirmesini emretti. Beni, İsmet’i Kurmay
Başkanını çağırdı. Geç kalmış gibi çabuk çabuk; genelgeler yazdırmak için, ülkenin
her yerine buyruklar iletmek için, mücadele ateşini körüklemek için, sanki
harekete geçiyordu. Savaşacağını, sonuna kadar mücadele edeceğini ve Türkiye’yi
mutlaka kurtaracağını, onu büyük ve özgür bir ülke yapacağını söylüyordu.
Odadakiler, söz ve davranışlarından şaşırmış, allak bullak olmuş bir halde onu
dinliyorlardı. Elinde ne ordu, ne de iktidar gücü vardı. Böyle eli boş anında
bile, zaferi kazanacağından emin bir eda ile konuşuyordu.”
TBMM Hükümeti’nin Sevr Antlaşması’na tepkisi;
Antlaşmayı tanımadı. Misâk-ı Millî üzerine yemin
ederek, Türk topraklarının bölüşülmesine
izin verilmeyeceğine, millet ve vatanı kurtarmaya dair ant
içti. Sevr Antlaşması’nı imzalayanlarla bunu tasdik eden Saltanat Şûrası
üyeleri vatan haini ilân edilerek Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Sevr
Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti Tarafından İmzalanması Sonucu Anadolu’daki
Millî Mücadele azmi daha da kuvvetlendi. Türk milletinin topyekûn mücadeleye
atılmasına neden oldu.