23 Şubat 2026 Pazartesi

 

TBMM ‘NİN OLUŞUMU

MİSAK-I MİLLİ

 Kasım 1919’da Meclis-i Mebusan üyelerini belirlemek için yapılan seçimlerde, Anadolu'nun her ilinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin gösterdiği adaylar kazandı. Seçilen adaylar Aralık ayı ve 1920 Ocak ayının ilk günleri boyunca ikişer üçer kişilik gruplar halinde Ankara'ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti) üyeleriyle görüştüler. Toplantıda bir bildiri okunması fikri gündeme gelmişti;  bildiri metni bu görüşmelerde son halini aldı.

 12 Ocak 1920'de İstanbul'da çalışmalarına başlayan Meclis, yönetim organlarını seçtikten hemen sonra bildiri konusunu ele aldı. 28 Ocak'ta yapılan bir kapalı oturumda “Ahd-ı Millî Beyannamesi” kabul edildi. 12 Şubat'ta Edirne mebusu Şeref Bey’in önerisi üzerine, beyannamenin bütün dünya parlamentolarına ve basına açıklanması kararlaştırıldı.

 Meclis-i Mebusan üyeleri barışa ulaşmak için Misak-ı Milli adı ile barışa kavuşmak için özetle şu vazgeçilmez şartları ileri sürdüler.

 “Dünya Savaşının bitiminde imzalanan Mütareke Antlaşmasının çizdiği sınırlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan koparılamaz.

Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul’un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya'da, Mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum'da halk oyuna başvurulması gerekir.

Osmanlı Devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halkoyuna gidilmelidir.

Bağımsızlığımızı sınırlayacak siyasî, ekonomik hiç bir antlaşma kabul edilemez.

Bu şartlar kabul edilmezse barış yapmak imkânsızdır. “

 

MECLİS-İ MEBUSAN

16 Mart 1920 tarihinde İstanbul işgal edilmeye başlandı.  Atatürk bu durumu şöyle değerlendirdi:  “Bugün zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti’nin 700 senelik hayat ve hâkimiyetine son verildi. Yani bugün Türk milletinin medeni kabiliyetinin, hayat ve istiklal hakkının ve bütün istiklalinin müdafaasına davet edildi.” Meclis-i Mebusan,  18 Mart 1920 tarihinde çalışmalarına son verdi.  

BÜYÜK MİLLET MECLİS 

Atatürk’ün toplantının İstanbul’da değil, Ankara’da yapılmasını istemesine rağmen, Meclis-i Mebusan İstanbul’da toplanmıştı.

 11 Nisan 1920 tarihinde Padişah Meclis-i Mebusan’ı kapattığını ilan etti. Aralarında hükümet üyeleri ve mebusların da bulunduğu bir heyet Malta'ya sürüldü.

 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa vilayetlere, livada ve kolordu komutanlarına genelge yayınladı:

 "Ankara'da toplanacak fevkalade salahiyete haiz bir meclis için acele seçim yapılması." gerektiğini bildirdi.

 23 Nisan 1920 meclisin açılış tarihi olarak belirlendi ve 22 Nisan’da Mustafa Kemal Paşa bütün vilayetlere tamim gönderdi ve "..23 Nisan'dan itibaren bütün mülki ve askeri makamların ve umum milletin mercii meclis-i mezkur olacağı tamimen arz olunur." diyerek, mülki ve askeri makamların tüm milletin müracaat edeceği makamın meclis olduğunu açıkladı.

23 Nisan 1920 Ankara’da Büyük Millet Meclisi toplandı.

Toplantıyı en yaşlı üye olarak başlatan Sinop mebusu açılış konuşmasında şöyle dedi:

“Tam istiklal ile yaşamak hususunda yaşamak hususunda kati azimde olan çok eskiden beri hür ve müstakil milletimiz, esaret vaziyetini şiddetle ve kesin olarak reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak büyük meclisinizi vücuda getirmiştir. Bu büyük meclisin ikinci reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımı ile milletimizin iç ve dış tam istiklâl içinde kaderini bizzat eline aldığını ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilân ederek Büyük Millet Meclisini açıyorum.” 

24 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanı seçildi. TBMM’de aynı gün şu kararlar alındı: 

Meclisin üstünde güç yoktur.

TBMM, yasama ve yürütme yetkisine sahiptir. 

TÜRK DEVRİMİ’NİN İLÂNI VE YENİ DEVLET

Şeref Bey, milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı içinde kaderini bizzat elinde aldığını ve idare etmeye başladığını söylerken aynı zamanda Türk Devrimi’ni de dünyaya ilân ediyordu.

Egemenlik artık Türk Milletinindi.

Egemenliğin Türk milletine geçmesiyle birlikte Anadolu'da yeni bir Türk Devleti de doğmuş oluyordu: TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Artık hükumet Meclis’in hükümetiydi. Ordu Meclis’in ordusuydu. Valiler, kaymakamlar Meclis’in vali ve kaymakamları idi. Meclis ise Türk milletinin meclisi idi.

20 OCAK 1921 ANAYASASI (Teşkilatı Esasiye Kanunu)

Bu Anayasa, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir devletin kuruluşunu hukuki yönden belirten ve varlığını sağlayan bir eserdir.

Yeni Anayasa aynı zamanda milli egemenliği hâkim kılan ve vatanın kaderine milli egemenliğin temsilcisi Büyük Millet Meclisi'nin el koymasını mümkün kılan ve onun meşruluğunu da tanıtan, hukuki ve siyasi değeri olan bir belgedir.

 20 Ocak 1921 Anayasası bir geçiş dönemi anayasası olarak, Milli Mücadelenin çok dinamik olağanüstü şartlarına uymakta ve demokratik niteliğinin yanı sıra devrimci karakterini de korumakta idi

Anayasanın ruhunda ve mantığında kuvvetler birliği sistemi hâkimdi. Milli iradeyi millet namına temsil eden tek yetkili organın, Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu belirtmekte idi.

 Başkansız bir Cumhuriyet kuran bu Anayasa ile milli irade Meclis tarafından tescil edilmekte ve yürütülmekte, böylece kuvvetler birliği esasını, kuvvetlerin şuurlu bir merkezde toplanmasını ve tek bir iradeye bağlanmasını da şart kılınmaktadır.

 

Hiç yorum yok: