3 Mart 2026 Salı

 

SEVR ANTLAŞMASI 1920

Ankara’da bu gelişmeler olurken, emperyalist ülkeler de Fransa’nın Sevr kentinde Türk milletine kefen biçiyordu.  Çok sayıda Batılı ülkenin temsilcileri bir araya gelip antlaşmanın maddelerini Osmanlı heyetine kabul ettirdi. Antlaşma 10 Haziran 1920 tarihinde imzalandı.

Sadrazam Damat Ferit Paşa önderliğinde Paris’ e giden heyet Sevr Antlaşması’nı imzalayarak Osmanlı

Devleti’nin paylaşımına resmen onay vermiş oldu.

Sevr Antlaşması Maddeleri 

İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalmaya devam edecek. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yerler İstanbul ve çevresinden oluşan küçük bir toprak parçası olacak; eğer Osmanlı Devleti, İtilaf güçlerinin belirlediği şartlara uymazsa İstanbul’da ellerinden alınacak,

Batı Anadolu ve Doğu Trakya Yunanlılara verilecek, 

Ege Adaları Yunanistan'a bırakılacak, Rodos ve 12 Ada İtalya'ya verilecek,

 Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti ve güneyinde Kürdistan Devleti kurulacak,

Irak, Musul ve Arabistan İngiltere’ye verilecek,

 Boğazlar, bütün ülkelerin gemilerine savaş zamanında dahi açık bulundurulacak ayrıca boğazlar on ülkeden oluşan bir Avrupa Komisyonu tarafından yönetilecek ve bu komisyonda Türk üye bulunmayacak,

Kapitülasyonlar; İngiliz, Japon, Fransız ve İtalyanlardan oluşan bir komisyonun düzenlemesiyle genişletilerek yeniden gündeme gelecek ve bütün azınlıklar bu ayrıcalıklardan yararlanabilecekti, Ayrıca azınlıklara geniş haklar verilecek ve askerlik yapmayacaklardı,

Azınlıklar sınırlarımız içinde okul ve dini kurumları açabileceklerdi. Osmanlı’nın bu konuda yaptığı uygulamalar ise denetlenebilecekti,

Osmanlı Devleti’nin mali durumu ve bütçesi İngiliz, Fransız ve İtalyanlardan oluşan komisyon ile Düyun-u Umumiye İdaresi tarafından yönetilecekti. Bu komisyonda Osmanlı üyeleri sadece danışman olarak yer alacaktı,

Osmanlı, mali bakımdan zor durumda olduğu için savaş tazminatı vermeyecek ve borçları silinecekti,

Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik kaldırılacak ve askeri gücü 50.700’ü geçmeyecekti. Ayrıca orduda ağır silahlar ve uçaklar kesinlikle bulunmayacak, Osmanlı donanması İtilaf Devletleri’nin kontrolü altında olacaktı,

Deniz Kuvvetleri’nde 13’ten fazla savaş gemisi bulunmayacak,

Kürtler, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmak isterlerse (Kürdistan ismiyle) ve bu istek Cemiyet-i Akvam tarafından kabul edilirse, Osmanlılar bu durumu kabul edecekti,

Osmanlılar, Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçecek, Filistin, Irak ve Suriye için alınan kararlara uyacaktı.

Hicaz bağımsız bir devlet olacaktı (Arap azınlıklar istediğini aldı),

Osmanlı Devleti İzmir'deki egemenlik haklarını Yunanistan’a bırakacak ve kalelerden sadece birinde Türk bayrağı dalgalanacaktı,

Şam ve çevresi, Mardin, Antep ve Urfa Fransa’ya verilecek ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölgede Fransız nüfusu yer alacaktı,

 İzmir bölgesi dışındaki Batı Anadolu, İtalya’ya ait nüfus bölgesi olacaktı.

10 Ağustos akşamı Sevr Antlaşması’nın imzalandığı haberi Ankara’ya ulaşır. O sırada Mustafa Kemal Paşa Ziraat Mektebi’ndeki karargâhında çalışıyordu. Haber ulaştıktan sonraki Mustafa kemal Paşa’nın tepkisini Albay Arif Bey şöyle anlatır:

“…Ankara’nın bozkurdu öfke ve acıyla adeta inliyordu. Bir an sonra doğruldu ve silkinerek ayağa kalktı. Emirerini çağırdı, pencereyi kapatmasını söyledi. Bir diğerini çağırdı, ona da ışık getirmesini, odayı saran gölgeleri kovacak kadar bol ışık getirmesini emretti. Beni, İsmet’i Kurmay Başkanını çağırdı. Geç kalmış gibi çabuk çabuk; genelgeler yazdırmak için, ülkenin her yerine buyruklar iletmek için, mücadele ateşini körüklemek için, sanki harekete geçiyordu. Savaşacağını, sonuna kadar mücadele edeceğini ve Türkiye’yi mutlaka kurtaracağını, onu büyük ve özgür bir ülke yapacağını söylüyordu. Odadakiler, söz ve davranışlarından şaşırmış, allak bullak olmuş bir halde onu dinliyorlardı. Elinde ne ordu, ne de iktidar gücü vardı. Böyle eli boş anında bile, zaferi kazanacağından emin bir eda ile konuşuyordu.” 

TBMM Hükümeti’nin Sevr Antlaşması’na tepkisi;

Antlaşmayı tanımadı. Misâk-ı Millî üzerine yemin ederek, Türk topraklarının bölüşülmesine

izin verilmeyeceğine, millet ve vatanı kurtarmaya dair ant içti. Sevr Antlaşması’nı imzalayanlarla bunu tasdik eden Saltanat Şûrası üyeleri vatan haini ilân edilerek Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti Tarafından İmzalanması Sonucu Anadolu’daki Millî Mücadele azmi daha da kuvvetlendi. Türk milletinin topyekûn mücadeleye atılmasına neden oldu.

 

Hiç yorum yok: