MÜDAFAA-İ HUKUK VE CHP’NİN KURULUŞU
103 DEĞİL 106
Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün gazeteleri, 7 Aralık 1922’de,
Mustafa Kemal’in bir açıklamasını yayınladı. Açıklamada, “halktan gördüğüm sevgi ve
güvene layık olabilmek için sıradan bir vatandaş olarak, yaşantım boyunca
sürdürmek ve ülke yararına adamak amacıyla, halkçılık temelinde ve ‘Halk
Fırkası’ adıyla bir parti kurmak istiyorum” deniyor ve ülkenin siyasi
geleceğiyle ilgilenen aydın ve düşünürleri, konuyla ilgili tartışmaya
çağrılıyordu.
Mustafa Kemal, bu çağrıdan yaklaşık bir ay sonra, aynı
konuyu halkla görüşmek üzere, uzun bir yurt gezisine çıkar ve Eskişehir, İzmit,
İzmir ve Balıkesir’de, kurulacak parti ile ilgili toplantılar düzenler ve konuşmalar yapar.
Toplantılarda, yeni yönetim şeklini, parti ve teşkilat konularındaki
görüşlerini şöyle açıklar:
“Millet, daha önce
olduğu gibi, çıkarcı gurupların kurduğu partilerin peşinden gitmemeli, kendi
program ve partisini yaratarak siyasi eyleme dolaysız katılmalıdır; her
görüşten yurttaşın üye olduğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk örgütlerinden
ve bu örgütlerin yarattığı ulusal birikimden yararlanılmalıdır; kurulacak
parti, halkçılık programı üzerinde yükselmeli, bu nedenle adı Halk Fırkası
olmalıdır.
“Tam bağımsızlık ve
kayıtsız koşulsuz egemenlik ilkelerine dayanan bir politika izleyecek olan bu
parti, ulusun tümünü kapsamalıdır. Sınıfsal değil, ulusal olmalıdır. Bu parti
aynı zamanda, halka siyasi eğitim veren bir okul olmalıdır. Millet karşısında
dürüst ve namuslu olmak, halka her zaman doğruyu söylemek gerekir. Kimsenin
kendini halkın üstünde görmeye hakkı yoktur...”
“Benim ve hepimizin,
düşünmek zorunda olduğu şey, bu ülke ve bu milleti gerçekten kurtarabilecek
beyinlerin, vatanseverlerin bir araya gelmesini sağlamaktır. Bu kabiliyette
olan insanlar her nerede ise, onları alıp milletin geleceğini yürütme işini
verdiğimiz meclisin içine koymak gerekir. Davranışlarımızın belirlenmesinde
akıl, ilim, tecrübe egemen olmalıdır”.
İkinci Meclis’i oluşturmak için seçimler yapıldı ve
Müdafaa-i Hukuk adıyla seçime giren adayların çoğu kazanır. Meclis’te Müdafaa-i
Hukuk grubu kurulur. Bu grup büyük
oranda Atatürk’ü destekledi.
Meclis açıldıktan sonra Cumhuriyet Halk Fırkası ile ilgili
çalışmalar hızlandı. Seçimin yapıldığı 7 Ağustos’1923’den 9 Eylül’e kadar
toplantılar yapıldı. Toplantılar sonunda,
hazırlanan Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü 9 Eylül 1923 tarihinde kabul
edilir. Bu tüzük, 23 Ekim 1923’te Mustafa Kemal ve Recep Peker imzasıyla
Dâhiliye Vekâletine onaylanmak üzere verildi.
Fırka’nın adı, 1924te Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935’te de
Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi.
4 Eylül 10919’da
toplanan Sivas Kongresi’nde müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin hepsi “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
“ismi altında birleşti. Sivas Kongresinde oluşturulan bu cemiyet Cumhuriyet
Halk Partisi’nin temeli olmuştur. Fikri yapısının özü Müdafaa-i Hukuk
doktrinidir. Müdafaa-i Hukuk yani, Türk milletinin ve tüm mazlum halkların
hukukunun savunulması ve korunması.
15 Ekim 1927’de toplanan CHP kurultayının açılışında konuşan
Mustafa Kemal Atatürk, bu toplantının birinci kurultay değil, “ikinci kurultay”
olduğunu söyledi. İlk kurultayın 4 Eylül 1919’da açılışı yapılan Sivas Kongresi
olduğu şöyle anlattı.
“Efendiler, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresini açıyorum.
(...) Bütün Anadolu ve Rumeli’yi kapsamak üzere ilk Genel Kongremiz Sivas’ta
yapılmıştır. (...) Bugün açılışı ile iftihar ettiğimiz büyük kongremiz Sivas
Kongresi’nden sonra teşkilatımızın İkinci Büyük Kongresi oluyor.”
Atatürk, bu konuşmasıyla CHP’nin kuruluş gününün 4 Eylül
1919’da toplanan Sivas Kongresi olduğunu, özünün de Müdafaa-i Hukuk olduğunu
anlatmış oluyor.
Sadece CHP değil,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Müdafaa-i Hukuk doktrini esas alınarak
kurulmuştur. CHP’nin geleceğinde söz sahibi olacaklar bu gerçeği iyi bilmelidir. CHP özüne dönecekse hedef
bellidir: Müdafaa-i Hukuk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder