9 Eylül 2026 Çarşamba

 

MÜDAFAA-İ HUKUK VE CHP’NİN KURULUŞU

103 DEĞİL 106

Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün gazeteleri, 7 Aralık 1922’de, Mustafa Kemal’in bir açıklamasını yayınladı. Açıklamada, “halktan gördüğüm sevgi ve güvene layık olabilmek için sıradan bir vatandaş olarak, yaşantım boyunca sürdürmek ve ülke yararına adamak amacıyla, halkçılık temelinde ve ‘Halk Fırkası’ adıyla bir parti kurmak istiyorum” deniyor ve ülkenin siyasi geleceğiyle ilgilenen aydın ve düşünürleri, konuyla ilgili tartışmaya çağrılıyordu.

Mustafa Kemal, bu çağrıdan yaklaşık bir ay sonra, aynı konuyu halkla görüşmek üzere, uzun bir yurt gezisine çıkar ve Eskişehir, İzmit, İzmir ve Balıkesir’de, kurulacak parti ile ilgili toplantılar düzenler  ve konuşmalar yapar.

Toplantılarda, yeni yönetim şeklini, parti ve teşkilat konularındaki görüşlerini şöyle açıklar:

“Millet, daha önce olduğu gibi, çıkarcı gurupların kurduğu partilerin peşinden gitmemeli, kendi program ve partisini yaratarak siyasi eyleme dolaysız katılmalıdır; her görüşten yurttaşın üye olduğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk örgütlerinden ve bu örgütlerin yarattığı ulusal birikimden yararlanılmalıdır; kurulacak parti, halkçılık programı üzerinde yükselmeli, bu nedenle adı Halk Fırkası olmalıdır.

“Tam bağımsızlık ve kayıtsız koşulsuz egemenlik ilkelerine dayanan bir politika izleyecek olan bu parti, ulusun tümünü kapsamalıdır. Sınıfsal değil, ulusal olmalıdır. Bu parti aynı zamanda, halka siyasi eğitim veren bir okul olmalıdır. Millet karşısında dürüst ve namuslu olmak, halka her zaman doğruyu söylemek gerekir. Kimsenin kendini halkın üstünde görmeye hakkı yoktur...”

“Benim ve hepimizin, düşünmek zorunda olduğu şey, bu ülke ve bu milleti gerçekten kurtarabilecek beyinlerin, vatanseverlerin bir araya gelmesini sağlamaktır. Bu kabiliyette olan insanlar her nerede ise, onları alıp milletin geleceğini yürütme işini verdiğimiz meclisin içine koymak gerekir. Davranışlarımızın belirlenmesinde akıl, ilim, tecrübe egemen olmalıdır”.

İkinci Meclis’i oluşturmak için seçimler yapıldı ve Müdafaa-i Hukuk adıyla seçime giren adayların çoğu kazanır. Meclis’te Müdafaa-i Hukuk grubu kurulur.  Bu grup büyük oranda Atatürk’ü destekledi.

Meclis açıldıktan sonra Cumhuriyet Halk Fırkası ile ilgili çalışmalar hızlandı. Seçimin yapıldığı 7 Ağustos’1923’den 9 Eylül’e kadar toplantılar yapıldı. Toplantılar sonunda,  hazırlanan Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü 9 Eylül 1923 tarihinde kabul edilir. Bu tüzük, 23 Ekim 1923’te Mustafa Kemal ve Recep Peker imzasıyla Dâhiliye Vekâletine onaylanmak üzere verildi.

Fırka’nın adı, 1924te Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935’te de Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi.

4 Eylül 10919’da toplanan Sivas Kongresi’nde müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin hepsi “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti “ismi altında birleşti. Sivas Kongresinde oluşturulan bu cemiyet Cumhuriyet Halk Partisi’nin temeli olmuştur. Fikri yapısının özü Müdafaa-i Hukuk doktrinidir. Müdafaa-i Hukuk yani, Türk milletinin ve tüm mazlum halkların hukukunun savunulması  ve korunması.

15 Ekim 1927’de toplanan CHP kurultayının açılışında konuşan Mustafa Kemal Atatürk, bu toplantının birinci kurultay değil, “ikinci kurultay” olduğunu söyledi. İlk kurultayın 4 Eylül 1919’da açılışı yapılan Sivas Kongresi olduğu şöyle anlattı.

“Efendiler, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresini açıyorum. (...) Bütün Anadolu ve Rumeli’yi kapsamak üzere ilk Genel Kongremiz Sivas’ta yapılmıştır. (...) Bugün açılışı ile iftihar ettiğimiz büyük kongremiz Sivas Kongresi’nden sonra teşkilatımızın İkinci Büyük Kongresi oluyor.”

Atatürk, bu konuşmasıyla CHP’nin kuruluş gününün 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi olduğunu, özünün de Müdafaa-i Hukuk olduğunu anlatmış oluyor.

Sadece CHP değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Müdafaa-i Hukuk doktrini esas alınarak kurulmuştur. CHP’nin geleceğinde söz sahibi olacaklar bu gerçeği  iyi bilmelidir. CHP özüne dönecekse hedef bellidir: Müdafaa-i Hukuk.

Hiç yorum yok: