ATATÜRK’ÜN PARTİSİNDEN İMAMOĞLUNUN PARTİSİNE 6
CHP'LİLERİ CİN ÇARPTI
Büyük Rus romancısı Dostoyevski’nin dilimize “Cinler” veya “Ecinniler” ismi ile tercüme edilmiş muhteşem bir romanı var. Okuyanlar bilir, Dostoyevski, bu romanın başına İncil’den bir küçük bölüm aktarır:
“Orada, dağda büyük bir domuz sürüsü otluyordu. Cinler ol kişiden çıkıp domuzlara girdiler. Sonra gidip uçurumdan atladı sürü. Boğuldu.”
İncil böyle diyor. İçine cin kaçan sürü uçurumdan atlayıp, intihar etmiş.
CHP’den ayrılıp İmamoğlu-Özel ikilisinin peşinden gidenleri de cin çarpmış. Sürü halinde bir yere doğru gidiyorlar ama nereye gittiklerin farkında değiller.
Türkiye batıyor, şeriat geliyor, laiklik elden gidiyor korkusu ve AKP düşmanlığı, Erdoğan nefreti cin gibi bunların beynine girmiş. Yaptıkları yanlışlığın farkında değiller, domuzların uçuruma atladığı gibi bunlar da Yeni Parti’ye giriyorlar.
Gerçeklerden o derece kopmuşlar ki, Yeni Parti’nin Atatürk ilkeleri doğrultusunda çalışacağına, Türkiye’yi Atatürk’ün rotasına sokacağına inanıyorlar. Oysa Yeni Parti’nin programını açıp okusalar bunun böyle olmadığını anlayacaklar. Programda vatan kelimesi yok, Mavi Vatan kavramı yok, emeryalizmle mücadele yok, milli kelimesi yok, FETÖ ile mücadele yok. Ne var derseniz; Avrupa Yerel Özerklik Şartı’nın eksiksiz uygulama, eşit yurttaşlık kavramı, ana dilde eğitim gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin milli devlet özelliğini bozacak, Türkiye’yi bölecek planın ön hazırlıkları var.
ZEKÂ YETERLİ DEĞİL
Yakın uzak arkadaşlarım var, hepsi de zeki ve iyi eğitim almış kişiler ama bakıyorum cin bunların da içine girmiş. Özel’i ve İmamoğlu’nun peşinden sürükleniyorlar. Şaşırdım mı? Hayır!
Zeki insanların da aptallık ettiklerini, bazı durumlarda hata yapmaya sıradan insandan daha yatkın olduğunu iddia eden çok sayıda araştırmacı var.
Çoğu insan zekânın iyi düşünmekle eş anlamlı olduğuna inanır ama yüksek zekâ ve iyi eğitim insanın zihinsel hatalar yapmasını her zaman önlemez.
Zeki ve eğitimli insanların kendi hatalarından ders çıkarma ya da başkalarından tavsiye alma ihtimali daha düşüktür. Hatta verdikleri hatalı kararları ve yaptıkları hatalı seçimleri haklı ve doğru göstermek için çok değişik bahaneler bulabilirler. Bu da görüşlerinin giderek dogma özelliği kazanmasına neden olur. Daha kötüsü sahip oldukları önyargıların esiri olabilirler. Sonuçta, yaptıkları mantık hatalarını zor fark ederler.
Zekâ, olayları öğrenip hatırlamamıza ve karmaşık bilgileri çabuk işlememize yardımcı olabilir; ancak beynin bu gücünü doğru kullanmak için dengelere ve denetimlere ihtiyaç var.
İnsanları beyinlerini doğru kullanması için şunlara ihtiyaç var: Entelektüel tevazu, aktif ve açık fikirli düşünmek, mevcut bilgilerinin esiri olmamak, önyargılardan uzaklaşmak, merak, kararları ve seçimleri duygusallıktan uzak tutmak, kendisini yenilemeği bilmek. Belki de en önemlisi düşüncelerini, kanaatlarını kanıtlanmış bilgilerden yola çıkarak oluşturmak. Kanıta dayanmayan bilgilerin esiri olmamak. Ama bir kere cin içeri girince bunlardan hiç biri kalmıyor.
Yobazlık sadece dini inançla olmuyor, kendi bildiklerini ve kanatlarını sorgulamayan, onlarla ilgili şüphe duyup araştırmayan herkes yobaz.
19. yüzyıldan kalma bir söz var: “Birçok insan düşündüğünü sanır, aslında yaptıkları, sadece önyargılarını düzenlemektir.”
İster zeki olsun ister olmasın, insanların önce bildiklerinin kendisine verdiği zararlardan kurtulması lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder