TÜRKİYE BAĞIMSIZ BİR ÜLKE Mİ?
Türkiye, 1940’lı yıllardan sonra Atlantik sistemine bağlandı ve tam bağımsızlık ilesinden uzaklaştı. Özellikle son yıllarda Amerika’nın telkinleri ve istekleri doğrultusunda hareket etmeye başladı. Örnekleri sıralayalım:
1. Amerika'nın uyguladığı müeyyidelerin korkusuyla yıllardır İran’dan petrol almıyoruz. Oysa İran bize piyasadan daha ucuz petrol vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.
2. Son günlere kadar İran'dan doğalgaz alıyorduk ama Amerika'nın İran'a bankalar yolu ile para transferine izin vermediği için doğal gaz alımını da durdurduk. İran’a sebze, meyve satarsak ancak onun karşılığında doğal gaz alabileceğiz.
3. Rusya’dan ithal ettiğimiz petrol toplam petrol ithalatımızın %60’ına yakınken bu oran son 3 yıldır sürekli azaldı. 2025 yılında%47 seviyesine geriledi, 2026’da bu rakamında altına düşeceği anlaşıldı.
4. ABD’den ithal ettiğimiz sıvılaştırılmış doğal gaz miktarı özellikle 2025’den sonra çok arttı. 2026 yılının ilk çeyreğinde Amerikadan aldığı LNG’nin toplam ithalat içindeki payı %60’ yükseldi. Bir yandan İran’dan alınan gaz miktarı azalırken diğer yandan doğal gaza göre çok daha pahalı olan LNG'nin ABD'den ithali arttı.
5. Bakü Ceyhan Boru Hattı’ndan gelen petrol Ceyhan limanında tankerlere yükleniyor ve bu tankerlerin bir kısmı İsraile gidiyor. Azerbaycan petrolü Türkiye üzerinden İsrail’e ulaşmış oluyor. Türkiye İsrail’e giden tankerlerin Türk limanlarına girişini engellese bu petrol İsrail’e akmaz ama bunu yapamıyor.
6. ABD’nin İran’a saldırısına İran’nın ABD’nin üslerini vurarak sert bir şekilde cevap vermesi üzerine Türkiye ABD’yi değil, İran’ı kınadı.
7. Başlangıçta inkar edilmesine rağmen, son günlerdeki gelişmelerden anlaşıldı ki, Mekke İttifakı Amerika’nın Husilere ve İran’a karşı üç ülkeyi bir araya getirme projesiymiş. Gazze’de Filistin’de Lübnan’da Amerikan İsrail ortaklığının yaptığı katliamları sadece kınamakla yetinen Türkiye, Husilerin Suudi saldırganlığına karşı savaşmaya başlaması üzerine Türkiye’nin çok yetkili ağızları Mekke İttifakını bahane ederek, TSK’nın Husilere gerekli dersi vereceğini açıkladı. Böylece bu ittifakın neden oluşturulduğu da anlaşılmış oldu.
8. Türkiye birkaç gün önce bir İran bankası olan Bank Mellat’ın faaliyetine son verdi. Çünkü ABD böyle istedi.
9. THY, Atlasjet ve Pegasus İran’a yaptıkları uçuşları durdurdu çünkü bunu da Amerika istedi.
10. Rusya’dan satın aldığımız ve çok büyük stratejik öneme sahip S-400’leri Amerikan yaptırımlarından korktuğumuz için satmaya karar verdik.
11. ABD düşman ülkeler uyguladığı yaptırımları Türkiye’ye de uyguluyor fakat yetkilerimiz buna sessiz kalıyor.
12. Amerika, etnik kimlikler ve mezhep farklılıkları üzerinden Türkiye’yi bölmeye kalktı, insanlarımızı birbirine düşman haline getirmeye çalıştı, 40 binin üzerine insanın ölümüne neden oldu. FETÖ marifetiyle ülkemizi işgal etmeye teşebbüs etti. Bütün bunlara rağmen ABD’ye dostumuz ve müttefikimiz dedik ve demeye de devam ediyoruz.
13. Özellikle son yıllarda ABD’nin telkin ettiği ekonomi programını uyguluyoruz. Bu program birkaç kanaldan sömürülmemize neden oluyor.
Faizlerin yüksek olmasına rağmen dolar daha az değer kazandığı için bir milyon dolar getirip TL’ye çeviren bir yabancı, bir yıl sonra kazandığı faiz geliriyle bir milyon yüz bin dolar alıp gidebiliyor.
Bu sistemde ithalat ihracattan daha fazla olduğu için sürekli dış ticaret açığı verdik ve vermeye devam ediyoruz. Bu açığı yüksek fazile borçlanarak karşılamaya çalışıyoruz.
Kamu işletmelerini özelleştirme adı altında yabancılara sattık, buna ek olarak birçok özel sektör işletmeleri de yabancılara satıldı. Yabancılar bu işletmelerden kazandıkları paraları kendi ülkelerine transfer ediyor.
1980’den sonra kurulan İstanbul Borsası da yabancı yatırımlar için kârlı bir kurum oldu. Gelen paralar kârlarını yaptı ve çekip gitti.
Faizlerin yüksek olması en çok bankalara yaradı. Özel bankalarının büyük çoğunluğu yabancıların elinde olduğu için bu bankalar elde ettikleri yüksek miktardaki kârlarını kendi ülkelerine taşıdı.
Adına liberal ekonomi denilen bu sistem Türkiye’nin sömürülmesini kolaylaştırdı.
Bütün bunlara rağmen bu sistem devam edip gidiyor.
KANLI EMPERYALİZME HİZMET Mİ EDİYORUZ
Şimdi bir soru daha soralım: Bütün bu uygulamalar, bu eylemler kimin çıkarına hizmet ediyor? Cevabı biz verelim; bütün bu politikalar Batı emperyalizmine hizmet ediyor. Emperyalizmin arkasındaki egemen sermayeyi büyütüyor Bu azgın sermayenin gücüne güç katıyor.
Bu sermaye, İsrail’in soykırıma ulaşan katliamlarının en büyük destekçisidir. II. Cihan Harbi’nden bu yana en az 40 milyon insanı katletmiştir. Çocukları annesiz babasız, anne ve babaları çocuksuz bırakmıştır. Milyonlarca insanın evinden, yurdundan göç etmesine sebep olmuştur.Ülkelerin toprağına, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine, ham maddelerine el koymuştur. Etnik kimlik ve dini inanç farklılıkları üzerinden insanları birbirine düşman hale getirerek birbirlerini öldürmesine neden olmuştur. Hiç çekinmeden ülkeleri işgal etmiştir.
MÜDAFAA-İ HUKUK
Türkiye’yi yönetenler ve ben Atatürkçüyüm diyenler şunu bilmelidir; Türkiye Cumhuriyeti Müdafaa-i Hukuk doktrini esas alınarak kurulmuştur. Müdafaa-i Hukuk, yani Türk Milletinin ve dünyadaki tüm halkların hakkını korumak ve kollamak...
Atatürk bunun için iki ilkeyi esas almıştır; ‘İstiklal-i Tam’ ve ‘Hakimiyeti Milliye’.
Ne yazık ki ne tam bağımsızlık kaldı ne de kaytıtsız şartsız millet egemenliği kaldı. Mazlumların yanında duracağımıza zalimlerle dost olduk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder