13 Aralık 2016 Salı

İYİMSER OLMALIYIZ

Kendisini aydın diye nitelendirenler arasında yaygın bir karamsarlık var. “Ne olacak bu memleketin hali”, “ülke batıyor”, “bu ülkede yaşanmaz artık” gibi sözler dillerden eksik olmuyor.

Doğrudur, ülkede şartlar iyi değil ama gidiş kötüye değil, iyiye doğru.

Bombalar patlıyor, şehitler veriyoruz ama şunu bilelim ki, biz bir savaşın içindeyiz ve maalesef savaşlar şehit vermeden kazanılmıyor. Temennimiz artık akan kanın durmasıdır.

Şu belli olmuştur artık, Türkiye’yi bölmeye hiçbir devletin, hiçbir kimsenin gücü yetmez.

BUGÜN DÜNDEN İYİ

Dün ülkeyi bölmek için kentlerde hendekler açan PKK açtığı hendeklere gömülmüştür.

Dün “PKK sizi tükürüğü ile boğar” diyen HDP’liler şimdi yargının pençesine yakalanmış, hücrelerinde tükürükleri yutmakla meşguller.

Dün PKK’ya her türlü desteği veren belediye başkanları, HDP’li milletvekilleri, il, ilçe başkanları bugün teker teker evlerinden toplanıp layık oldukları yerler götürülüyorlar.

Dün kahraman askerlerimizi, vatansever aydınlarımızı zindanlara atanlar ya aynı zindanlarda yatıyorlar ya da uşaklıklarını yaptıkları ülkelere sığındılar.

Dün TSK’nin içine yerleşerek ülkeyi işgal etmeye kalkan ABD’nin FETO üniformalı askerleri bugün hapishanelerde akıbetlerini bekliyorlar.

Dün açtığı okullar, yurtlar, dershaneler sayesinde çocuklarımızı ülkesine, milletin düşman hale getirip CIA’nın hizmetine sokan FETO’nun gerçek yüzü ortaya çıktı, çocuklarımız bu hain ve zalim örgütün elinden kurtuldu.

EMPERYALİZM YENİLİYOR

Türkiye artık Batı emperyalizminin etkisinden ve sömürüsünden kurtuluyor. ABD artık Ortadoğu projelerinde kullanacak bir Türkiye bulamıyor.  Türkiye BOP’un ülkeyi bölme projesi olduğunu anladı ve gerekli cevabı ABD’ye verdi.

ABD, Ortadoğu’da yenildi. Türkiye’yi bölemedi; Suriye’nin kuzeyinde koridor oluşturamadı; beslediği terör örgütleri birer birer yok oluyor ve Suriye yeniden birliğine ve dirliğine kavuşuyor.

Türkiye gözünü açtı, Dünyanın sadece Batı olmadığı gördü. Yüzünü Doğu’ya çevirdi. Batı’nın Türkiye üzerindeki egemenliği bitiyor artık.

EGEMENLİK MİLLETİNDİR

Türk Milleti artık ayağa kalktı. Genci ihtiyarı, sağcısı solcusu Türk Bayrağı altında birleşti. Milli bilinç milli birliği oluşturdu. Milli birlik milli direnci artırdı.

Gençlik elinde bayraklarla dün kendisine su sıkan, gaz sıkan polislerle kucaklaşıyor. Polis, gençlik tek vücut oldu, terörün karşına dimdik dikiliyor.

Erdoğan artık Türkiye’yi yönetmiyor, Türkiye Erdoğan’ı yönetiyor. Türk Millet, 7 Haziran’da Erdoğan’a PKK ile açılım yapma dedi; FETO’yu bitir dedi; millet tektir, ayırma dedi; devlet tekdir bölme dedi. 

Erdoğan Türkiye’yi değiştirmedi, Türkiye Erdoğan’ı değiştirdi, daha da değişecek.


Yakın bir gelecekte Türk Milleti, Erdoğan’a başkanlık konusunda da talimatını ve dersini verecek. Egemenliğin kendisinde olduğunu, ona göz dikmesinin çok yanlış olduğunu öğretecek.

12 Aralık 2016 Pazartesi

EMPERYALİZM KANA DOYMUYOR

Bu dökülen kanlar, bu akan göz yaşları, bu ölümler, bu sürgünler, bu yuvasız kalmış aileler, bu babasız, annesiz kalmış evlatlar, bu evladının arkasından ağlayan anneler, babalar; bütün bunların tek sebebi var: Kar, daha çok kar; para, daha çok para; her şeye rağmen kazanmak, daha çok kazanmak.

Emperyalizm, dünya tarihinin son beş yüzyıllık diliminde bütün kıtaları, bütün ülkeleri, bütün insanları iliğine kadar sömürdü. Yerli halklara zulmetti, tüm uygarlıkları kuruttu. Sömürmek için ya öldürdü ya da insanları birbirine kırdırdı.

Emperyalizm, bir ülkenin siyasi ve iktisadi hayatına egemen olan kesimlerin, sırf kendi keselerini doldurmak, kendi cüzdanlarını şişirmek için başka halkların toprağına, toprak altı zenginliklerine, emeğine, hammaddesine ve ceplerindeki paraya el koyma hadisesidir.

Kapitalizm olduğu için emperyalizm var, mülkiyet olduğu için emperyalizm var.

EMPERYALİZMİ KAPİTALİZM BESLİYOR

Kapitalizmin olmazsa olmazıdır yayılmacılık. Kapitalizm yayılır, ayırım yapmadan yayılıp her yere yerleşir. Yerleştiği yerlerdeki insanları hakları ellerinden alınmış işçilere dönüştürür.

Yayılır çünkü onun fabrikasına ucuz hammadde lazımdır. Ona ucuz enerji lazımdır.

Yayılır çünkü ona ucuz işçi lazımdır. Bunun için fabrikasını gider az vergi vereceği, çalışma şartlarının yük olmayacağı, sendikaların güçlü olmadığı, çevre koruma yasalarının olmadığı yerlere kurar.

Yayıldığı yerlerde refah gelmez, barış gelmez, özgürlük gelmez; gelse de kapitalistlerin izin verdiği kadar gelir.

Gelişmiş ülke dediklerimiz sömürerek gelişti. Bu ülkelerin zenginleri kendi halklarını da sömürdü ve sömürüyor. Bu ülkelerin zengini de orta hallisi de fakiri de beraberce “gelişmemiş ülke” halklarını sömürüyor. Emperyalistlerin işçileri de emperyalist.

EMPERYALİZM ACIMASIZDIR

Emperyalizm, direnenlerden hoşlanmaz. Direnen halkların, milletlerin gözünün yaşını bir yana bırakın akan kanına bile bakmaz. İnsanları öldürür, halkları vatanından sürer, kültürleri yok eder.

Daha fazla kazanmak duygusu her zaman için adalet ve merhamet duygusunda daha güçlüdür.

Soymak için, sömürmek için, ezmek için uluslararası kurumları kullanır. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü emperyalizmin silahsız ordularıdır. Bunların mensuplarının elinde belki top, tüfek yoktur ama içi evrak dolu çantalar vardır. Üniformaları ise siyah takım elbisedir.

Emperyalizmin silahlı orduları da vardır. Amerika’nın kendi ülkesi dışında, tüm dünyaya yayılmış, 400’den fazla üssü ve yarım milyondan fazla askeri vardır. Füzeleri vardır, uçakları vardır, gemileri vardır, nükleer silahları vardır.

EMPERYALİZMİN PİYONLARI

Kapitalizm her zaman kendi ordusunu kullanmaz. Özellikle son yıllarda piyon askerleri, piyon örgütleri kullanır oldu. Bu amaçla ya terör örgütlerini ya da paralı askerleri kullanır oldu. PKK, odur, FETO odur, IŞİD odur.

Ülkelere dirlik düzenlik vermez. Etnik kimlik üzerinden, dini inançlar üzerinden oyunlar oynar. Milletleri böler, parçalar; milli devletleri yok eder.

Türkiye’de akan bu kanların müsebbibi de emperyalizmdir ve onun uşağı olan, kompradorlar, bölücüler, inanç sömürücüleridir.

ZAFER BİRLİKTEN GEÇER

Saldırı milli devletimizedir, milli birliğimizedir, vatanımızadır, toprağımızadır, zenginliklerimizedir, derelerimizedir, ormanlarımızadır, canlarımızadır, evlatlarımızadır.

Para için, kâr için, daha fazla kazanç için canlarımıza kıyan bu emperyalizme karşı tek yürek, tek bilek olmalıyız.

Bu dış düşmana karşı durmak için içimizdeki hainlere karşı uyanık olmalıyız. Unutmayalım, iç cephe düşmeden dış cephe düşmez.

Emperyalizm bize karşı cephe almış; etrafına bölücüleri, hainleri, vatansızları toplamış. Biz de tüm vatanseverler olarak etnik kimlik, mezhep, siyasi parti ayırımı yapmadan Türkiye cephesinde birleşelim.


Zafer, haksızlığa karşı bir ve beraber savaşanların olacaktır. 
EMPERYALİZM KANA DOYMUYOR

Bu dökülen kanlar, bu akan göz yaşları, bu ölümler, bu sürgünler, bu yuvasız kalmış aileler, bu babasız, annesiz kalmış evlatlar, bu evladının arkasından ağlayan anneler, babalar; bütün bunların tek sebebi var: Kar, daha çok kar; para, daha çok para; her şeye rağmen kazanmak, daha çok kazanmak.

Emperyalizm, dünya tarihinin son beş yüzyıllık diliminde bütün kıtaları, bütün ülkeleri, bütün insanları iliğine kadar sömürdü. Yerli halklara zulmetti, tüm uygarlıkları kuruttu. Sömürmek için ya öldürdü ya da insanları birbirine kırdırdı.

Emperyalizm, bir ülkenin siyasi ve iktisadi hayatına egemen olan kesimlerin, sırf kendi keselerini doldurmak, kendi cüzdanlarını şişirmek için başka halkların toprağına, toprak altı zenginliklerine, emeğine, hammaddesine ve ceplerindeki paraya el koyma hadisesidir.

Kapitalizm olduğu için emperyalizm var, mülkiyet olduğu için emperyalizm var.

EMPERYALİZMİ KAPİTALİZM BESLİYOR

Kapitalizmin olmazsa olmazıdır yayılmacılık. Kapitalizm yayılır, ayırım yapmadan yayılıp her yere yerleşir. Yerleştiği yerlerdeki insanları hakları ellerinden alınmış işçilere dönüştürür.

Yayılır çünkü onun fabrikasına ucuz hammadde lazımdır. Ona ucuz enerji lazımdır.

Yayılır çünkü ona ucuz işçi lazımdır. Bunun için fabrikasını gider az vergi vereceği, çalışma şartlarının yük olmayacağı, sendikaların güçlü olmadığı, çevre koruma yasalarının olmadığı yerlere kurar.

Yayıldığı yerlerde refah gelmez, barış gelmez, özgürlük gelmez; gelse de kapitalistlerin izin verdiği kadar gelir.

Gelişmiş ülke dediklerimiz sömürerek gelişti. Bu ülkelerin zenginleri kendi halklarını da sömürdü ve sömürüyor. Bu ülkelerin zengini de orta hallisi de fakiri de beraberce “gelişmemiş ülke” halklarını sömürüyor. Emperyalistlerin işçileri de emperyalist.

EMPERYALİZM ACIMASIZDIR

Emperyalizm, direnenlerden hoşlanmaz. Direnen halkların, milletlerin gözünün yaşını bir yana bırakın akan kanına bile bakmaz. İnsanları öldürür, halkları vatanından sürer, kültürleri yok eder.

Daha fazla kazanmak duygusu her zaman için adalet ve merhamet duygusunda daha güçlüdür.

Soymak için, sömürmek için, ezmek için uluslararası kurumları kullanır. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü emperyalizmin silahsız ordularıdır. Bunların mensuplarının elinde belki top, tüfek yoktur ama içi evrak dolu çantalar vardır. Üniformaları ise siyah takım elbisedir.

Emperyalizmin silahlı orduları da vardır. Amerika’nın kendi ülkesi dışında, tüm dünyaya yayılmış, 400’den fazla üssü ve yarım milyondan fazla askeri vardır. Füzeleri vardır, uçakları vardır, gemileri vardır, nükleer silahları vardır.

EMPERYALİZMİN PİYONLARI

Kapitalizm her zaman kendi ordusunu kullanmaz. Özellikle son yıllarda piyon askerleri, piyon örgütleri kullanır oldu. Bu amaçla ya terör örgütlerini ya da paralı askerleri kullanır oldu. PKK, odur, FETO odur, IŞİD odur.

Ülkelere dirlik düzenlik vermez. Etnik kimlik üzerinden, dini inançlar üzerinden oyunlar oynar. Milletleri böler, parçalar; milli devletleri yok eder.

Türkiye’de akan bu kanların müsebbibi de emperyalizmdir ve onun uşağı olan, kompradorlar, bölücüler, inanç sömürücüleridir.

ZAFER BİRLİKTEN GEÇER

Saldırı milli devletimizedir, milli birliğimizedir, vatanımızadır, toprağımızadır, zenginliklerimizedir, derelerimizedir, ormanlarımızadır, canlarımızadır, evlatlarımızadır.

Para için, kâr için, daha fazla kazanç için canlarımıza kıyan bu emperyalizme karşı tek yürek, tek bilek olmalıyız.

Bu dış düşmana karşı durmak için içimizdeki hainlere karşı uyanık olmalıyız. Unutmayalım, iç cephe düşmeden dış cephe düşmez.

Emperyalizm bize karşı cephe almış; etrafına bölücüleri, hainleri, vatansızları toplamış. Biz de tüm vatanseverler olarak etnik kimlik, mezhep, siyasi parti ayırımı yapmadan Türkiye cephesinde birleşelim.


Zafer, haksızlığa karşı bir ve beraber savaşanların olacaktır. 

10 Aralık 2016 Cumartesi

MİLLET EGEMENLİĞİ DEVREDİLEMEZ

AKP’ ve MHP’nin anayasayı değiştirerek milli egemenliği yok etme teşebbüsünden dolayı bu iki partiyi şiddetle kınıyoruz.

Bu teklif ile millet egemenliği yok edilmeye çalışılıyor çünkü TBMM’nin yetkileri kısıtlanıyor. Meclis cumhurbaşkanını ve hükumeti siyasal olarak denetleyemez hale getiriliyor.

Bu teklif ile millet egemenliği yok edilmeye çalışılıyor çünkü 5 yıllığına seçilen cumhurbaşkanı TBMM’ne ait olması gereken yasama yetkisini KHK’lerle kullanabiliyor.

Bu teklif ile millet egemenliği yok edilmeye çalışılıyor çünkü yüksek yargı mensuplarının yarısını partili cumhurbaşkanı seçiyor, diğer yarısını ise cumhurbaşkanının partisi belirliyor. Yargı bağımsızlığı yok ediliyor.

Bu teklif ile millet egemenliği yok edilmeye çalışılıyor çünkü devletin yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri tek kişide toplanıyor ve bu tek kişinin siyasal sorumluluğu olmuyor. Kuvvetler ayrılığı olmadan milli iradeden söz edilemez.

Bu teklif ile millet egemenliği yok edilmeye çalışılıyor çünkü hükumet milli iradenin tecelli ettiği TBMM’ne karşı sorumsuz hale getiriliyor.

AKP ve MHP’nin en kısa süre içinde bu teklifi geri çekmesini diliyoruz.

Millet egemenliğini tek adam egemenliğine dönüştürmek isteyenlere Mustafa Kemal Atatürk’ün ağzından ve aynı kararlılıkla sesleniyoruz ve uyarıyoruz:

“Millet egemenliğini almıştır ve isyan ederek almıştır. Alınmış egemenlik, hiçbir neden ve biçimde terk edilemez; geri verilemez. Bırakılamaz. Bu egemenliği tekrar geri alabilmek için; almak için kullanılmış olan araçları kullanmak gerekir.”
MİLLİ MUTABAKAT, MİLLİ HÜKUMET

İstanbul'un göbeğinde patlayan ve onlarca vatan evladını şehit eden ve yaralayan bomba aslında kalbimizde patlamıştır. Kalbimizi kırmış, yaralamış, üzmüş ama adı ister PKK, ister FETO, ister IŞİD olsun terör ile ve onun arkasındaki Batı emperyalizmi ile olan mücadele azmimizi kırmamış tam tersine güçlendirmiştir.

Siyasetçilerimize büyük görev düşüyor. İktidar partisi teröre karşı yürütülen ve bir vatan savaşına dönüşen mücadeleyi tek adam savaşı görüntüsünden çıkarmalıdır.

Bu savaş tüm Türkiye'nin vatan savunması savaşıdır. AKP, iç cepheyi bölecek olan anayasa teklifini derhal geri çekmelidir.

CHP artık cephesini tam ve kesin belli etmeli, HDP ve FETO'ya yakınmış izlenimi vermekten vazgeçmelidir.

MHP desteğini tek adam egemenliğine vermekten vazgeçmeli, adına yakışanı yapmalıdır.

Bu savaş ancak milli birlik, milli dayanışma içinde ve iç cephe güçlü tutularak kazanılır.

Bu savaş Türk Milletinin var olma savaşıdır. Tek adamı iktidarda tutma savaşı değildir.

Ordu, milletin ordusudur, TBMM'nin ordusudur; Polis milletin polisidir, TBMM'nin polisidir. Hükumetin de milletin hükumeti olması gerekir, toplumun belirli bir kısmının değil.

En kısa sürede meclis dışındaki partileri de içine alacak şekilde "Milli Mutabakat" hükumeti kurulmalıdır.

Savaş topyekun savunma ile kazanılır bunun gereği, "milli mutabakat, milli hükumet"dir.

Yargı da terör yuvası haline geldiği belli olan HDP'yi bir an önce kapatmalıdır.

Birinci bağımsızlık savaşını TBMM ordusu ile kazandık, ikincisini de gene TBMM ordusu ile kazanacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Dün yenilen Batı emperyalizmi bugün de yenilmeye mahkumdur.

Eyup S. Karakaş.
Vatan Partisi MKK üyesi ve Kayseri İl Başkanı.

5 Aralık 2016 Pazartesi

AMERİKA TÜRKİYE CEPHE CEPHEYE

Türkiye Amerika ile cephe cepheye geldi, savaşıyor. Halkımız bu savaşın tam bilincinde değil çünkü medya kamuoyunu aydınlatma görevini yapmıyor.

Halkımız savaşın taraflarını tam anlamıyor çünkü ABD de kılık değiştirip, içimizdeki gafilleri, bedhahları ve hainleri kullanarak saldırıyor.

Saldırganların üzerinde üniforma yok, düşmanın kimliği anlaşılmıyor.

Oysa düşman belli, başta ABD ve İsrail olmak üzere Atlantik sistemi.

Amerika müttefiki AKP’yi kaybedince eski ortakları Abdullah Gül, Davutoğlu kılığında saldırıyor.

CHP’yi YCHP yapmış, Kılıçdaroğlu ve ekibi kılığında saldırıyor.

Terörist kılığına girmiş, PKK olarak saldırıyor.

Siyasi Parti kılığına girmiş, HDP olarak saldırıyor.

Suriye’ye yerleşmiş, IŞİD kılığında YPG-PYD kılığında saldırıyor.

Cemaat kılığına bürünmüş FETO olarak saldırıyor.

Gazeteci kılığına girmiş, televizyonlardan, gazetelerden saldırıyor.

SALDIRI YENİ DEĞİL

İlk saldırı 2008’de başladı. Bu saldırıyı savcı kılığındaki AKP ve hâkim kılığındaki FETO yaptı. Vatansever aydınlar, bilim adamları, gazeteciler, TSK’nın değerli komutanları Silivri zindanlarına konuldu. TSK’i tasfiye edilmeye çalışıldı.

Bu saldırıyı, açılım süreci izledi. ABD’nin baş piyonlarından PKK o zamanki hükumetin çok yanlış uygulamaları sonucu güçlendi, büyüdü ve bomba, silah stoku yaptı. Hendekler açtı, yöre halkını adeta esir etti.

FETO denen dindar görünümlü terör örgütü asker, sivil bürokrasi içine yerleşti. Yetmedi, yargıyı, emniyeti ele geçirdi. Televizyonlar kurdu, gazeteler çıkardı. Yoksul Türk çocuklarını devşirdi, ABD’nin, CIA’nın askeri durumuna getirdi.

PKK’yı PYD kılığına soktu, Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e uzanan adına “Kürt Koridoru” denen İsrail koridorunu açmaya kalktı.  Bunun için Suriye’yi parçaladı, yüz binlerce insanın kanına girdi.

Ekonomist kılığına girdi, küreselleşme, liberalleşme adı altına Türkiye’yi batı sisteminin sömürüsüne açtı. Türkiye’yi borçlandırdı, borçlarını ödeyemez hale getirdi.

Bütün bunları hep içimizdeki Amerikancılar eli ile yaptı. Bizi bize kırdırdı.

AKP’NİN SORUMLULUĞU

Bütün bunların en baş sorumlusu 15 senedir ülkeyi yöneten AKP ve Erdoğan’dır.

AKP yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu gördü ve ABD’nin FETO eli Türkiye’yi işgal etme teşebbüsüne karşı durdu. PKK/HDP’nin Türkiye’yi bölme eylemlerine karşı devlet güçlerini seferber etti. ABD’nin Suriye’de bir koridor oluşturma projesine karşı TSK’ni devreye soktu.

Bütün bunlar olumlu gelişmeler ama AKP şimdi de Türkiye’nin iç cephesini zayıflatıcı eylemler peşine düştü. Hiç gereği yokken başkanlık sistemini bize dayatıyor. TBMM’ni yok mertebesine indirgemeye çalışıyor.

ABD Türkiye savaşında en önemli husus iç cephenin sağlam tutulmasıdır. AKP başkanlık sevdasında vaz geçmelidir. Madem ki Amerika’ya karşı Türkiye cephesinde mevzilenmiştir, onun gereğini yapmalıdır.

ÇARE MİLLİ HÜKUMETTİR

Daha önce çok büyük hatalar yapan AKP’nin bu savaşı yönetecek özelliklere sahip olmadığı anlaşılıyor. Çare Vatan Partisi’ ile birlikte diğer milli güçlerin de bulunduğu milli hükumetin kurulmasıdır.


Türkiye’nin şartları ve mecburiyetleri en sonunda bu hükumetin kurulmasını sağlayacaktır. O zaman da çok geç değildir. 

1 Aralık 2016 Perşembe

ÇOCUKLARIMIZI BİZ YAKTIK

Çocuklarımızı yaktık, yavrularımızı yaktık. Evet biz yaktık. Onların yanmasına sebep olan siyasi, ekonomik ve kültür ortamı bizim eserimiz.

Cumhuriyetin kurucu değerlerini hiçe saydık. “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış” bir toplum yaratacağımıza, sürekli böldük, bölündük.

Ekonomimizi yerli, yabancı büyük sermayenin insafına ve kararlarlarına teslim ettik.

Zenginimiz daha da zenginleşti, fakirimiz daha da yoksullaştı. Refahı artıramadık, kıt kanaat artırdığız refahı da topluma yayamadık.

Zenginler çocuklarını her türlü imkanı olan özel okullarda okuturken, köy çocuklarımızı cemaatların, tarikatların beyin yıkayan değil, beyin yakan okullarına, yurtlarına attık.

ÖNCE BEYİNLERİNİ YAKTIK

Bu çocukların sadece beynini değil, ırzını, namusunu geleceğini tarikat, cemaat ehlinin insafına, vicdanına ve ihtiraslarına terk ettik.

Çocukalarımıza cumhuriyet kazanımlarının değerini, onları savunmanın önemini öğretemedik; tam tersi cumhuriyete düşman nesiller yetiştirdik.

Sonuçta onların ne beyinlerini koruyabildik ne ırzlarını koruyabildik ne de o küçücük bedenlerini...

Çocuklarımızın bedenlerinden önce beyinlerini yaktık.

Düşünemez, sorgulayamaz, araştıramaz, şüphelenemez hale getiridik. İsyanı, itirazı değil, teslim olmayı öğrettik.

YÖNETİCİLERİMİZE SESLENİYORUM:

Kindar ve dindar nesil yetiştirmeye kalktınız.

Bizim dinimizde sevgi var, kardeşlik var, dostluk var, insaf var, merhamet var.
Soruyorum size; çocuklarımız hangi dinin dindarı olacaklar da aynı zamanda kindar olacaklar? Bu nasıl bir din anlayışı?

Sizin dindar ve kindar dedikleriniz adam yakıyor adam. Canlarımızı ya otele doldurup yakıyorlar ya da yurtlara...

Şu etnik kimlik, dini inanç ve mezhepler üzerinden yaptığınız politikalardan da artık vaz geçin. Toplumu bölmeyin; insanları bir birine, devletine, milletine düşman etmeyin.

ÖNLEM ALMALIYIZ

Çocuklarımızın sadece bedenleri değil, beyinleri de yanmasın diye acil tedbirler almalıyız.

Refah yayılmalı, gelir, servet ve fırsat eşitsizliği asgari düzeye indirilmelidir.

Çocuklarımız eşit şartlarda ve eğitim, öğretim birliği içinde yetiştirilmelidir.

Çocuklarımızın beyinleri hurafelerden, batıl inançlardan, dogmalardan temizlenmelidir

“Hayatta en hakiki yol gösterici”nin bilim olduğu çocuklara ve gençlere öğretilmelidir.

Sadece tarikat ve cemaat okulları değil, her türlü özel okul devletleştirilmelidir.

Cemaat, tarikat yurtları kapatılmalıdır.

Etnik kimlik, dini inanç, mezhep esasına datyanan politikalardan ve söylemlerden vaz geçilmelidir.

Toplumda kardeşlik, dostluk ve birlik ruhu canlı tutulmalıdır.

İnsan sevgisi ve insana verilen değer artırılmalıdır.

Bütün bunlar için eğitim sistemimiz tümüyle gözden geçirilmeli ve bilimin ışığında yeniden düzenlenmelidir.