27 Ekim 2015 Salı

29 Ekim 1923

Vatan Partisi Kayseri İl Örgütü olarak, Türk Milleti’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz.
Bize bu bayram mutluluğunu yaşatan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm emeği geçenlere, gazilerimize ve şehitlerimize minnetlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz.
29 Ekim 1923 Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisidir. Bugün Türk Milleti’nin çok önemli seçimlerini yaptığı gündür.
29 Ekim 1923 tarihinde;
Türk Halkı, ümmet olmak yerine, millet olmayı seçmiştir;
Osman Oğullarının kulu olmak yerine, Türk Milletinin onurlu bir ferdi olmayı seçmiştir;
Esaret yerine, özgürlüğü seçmiştir;
Kulluk yerine, eşit vatandaşlığı seçmiştir;
Boyunduruk altında yaşamak yerine, bağımsızlığı seçmiştir;
Bölünme yerine, birleşmeyi ve milli birliği seçmiştir.
Karanlıklar yerine, bilimin aydınlığını seçmiştir;
Medreseler yerine, üniversiteleri seçmiştir;
Dogmatik düşünce yerine, bilimsel düşünceyi seçmiştir;
Arapça, Farsça yerine, Türkçeyi seçmiştir;
Biat etme yerine, araştırarak, sorgulayarak gerçeği bulma yöntemini seçmiştir;
Emperyalist devletler yerine, mazlum milletlerle birlikte olmayı seçmiştir;
Borçlanarak yaşamak yerine, üreterek zengin olmayı seçmiştir;
Yoksulluk yerine, refahı seçmiştir;
Yabancı kültürler yerine Türk kültürünü seçmiştir.
Bunlar Cumhuriyetin kazanımlarıdır. Türk Milletinin birliğini, vatanın bölünmez bütünlüğünü ve devletimizin bağımsızlığını devam ettirmek ancak Cumhuriyeti yaşatmakla mümkündür.
Vatan Partisi olarak Türkiye Cumhuriyetini ve onun kazanımlarını sonuna kadar savunmaya ve korumaya kararlıyız. Bu karar yüce Atatürk’ün bize yüklediği birinci görevin gereğidir.
Vatan Partisi Kayseri İl Örgütü olarak, 29 Ekimlerin sonsuza kadar kutlanması dileği ile aziz milletimize Cumhuriyeti koruma kararlığımızı saygılarımızla arz ediyoruz.
Vatan Partisi Kayseri 1 Sıra Milletvekili Adayı Eyup S. Karakaş

26 Ekim 2015 Pazartesi

CHP HDP BİRLİKTELİĞİ
Ne oldu bu CHP’ye? AKP kim ile bozuşsa, onu yanına alıyor.
AKP’nin cemaat ile arası açıldı; CHP cemaate sahip çıkmaya başladı.
AKP açılım sürecini bitirdi, HDP(PKK) ile ortaklıktan ayrıldı. CHP HDP ile ortaklığa başladı.
AKP - PKK görüşmeleri bitti, CHP, PKK ile görüşeceğini ve müzakere yapabileceğini açıkladı.
Yakında Tayyip Erdoğan’a karşı hareket başlatan Arınçlarla, Güllerle de ortaklık kurmaya başlarlar.
Bu söylediklerim boş laflar değil, hepsinin kanıtı var.
Varan 1. Cemaatin gazeteci kılıklı tetikçileri tutuklandı, ilk defa ziyarete gidenler CHP milletvekilleri oldu.
Varan 2. Cemaat kanalları Digiturk’ün yayınlarından çıkarıldı, ilk tepki verenler CHP’liler oldu. Oysa Ulusal Kanal’ı mahkeme kararına rağmen Digiturk yayın listesine almıyordu ama CHP Ulusal Kanal'a sahip çıkmamıştı.
Varan 3. 7 Haziran seçimlerinde cemaat CHP ve HDP’yi destekledi.
Varan 4. Kılıçdaroğlu verdiği bir beyanatta PKK’yı anlamak lazım. PKK silah bırakmaz, Amerika destek veriyor, IŞİD ile savaşıyor dedi.
Varan 5. Bahçeli’nin görüşmeyi kabul etmediği Demirtaş ile Kılıçdaroğlu görüştü ve pek memnun ayrıldılar.
Varan 6. CHP’li gençler PKK’nın bir kolu olan PYD’ye destek olmak için Suruç’a gittiler.
Varan 7. CHP genel Başkan yardımcısı Selin Sayek Böke PKK ile masaya oturabileceklerini söyledi.
Varan 8. CHP ve HDP(PKK)’lı gençler beraberce Gar Meydanı’na geldiler ve sözcüleri şöyle bir açıklama yaptı: Sözcü Fırat, CHP ve HDP'li gençlerin bundan sonra da birlikte çalışacağını belirtti. Fırat, "Seçimlerde sandıkları hep birlikte koruyacak, ilçelerimizde, üniversitelerimizde güvenlik komiteleri oluşturacağız. Okul okul, mahalle mahalle, üniversite ve sokakta yan yana geleceğiz" dedi.
Açıklamaya, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlı Aka ve CHP Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız da katıldı.
TSK, ABD’nin kara gücüm dediği ve Türkiye’yi bölmeyi hedefleyen PKK ile çok zorlu bir mücadele yürütüyor. HDP, bu mücadelede Türkiye değil, ABD cephesinde yer alıyor. HDP ile şu veya bu şekilde işbirliği yapan her kişi ve kurum ABD cephesinde yer alıyor demektir.
TSK’nin başı çektiği Türkiye cephesinde Vatan Partisi yerini belirlemiş ve Mehmetçiğin arkasında olduğunu ilan edip tüm siyasi partileri de Türkiye cephesine katılmaya çağırmıştı. Öyle anlaşılıyor ki, CHP’nin ABD projelerine karşı duracak bir birliktelikten çok ABD projelerine hizmet edecek Cemaat, HDP(PKK) koalisyonuna daha yakın durmakta.
Y-CHP’nin geldiği nokta budur. Geçmişte ABD güdümündeki AKP-HDP(PKK) koalisyonu bu ülkeyi bölünme noktasına kadar getirmişti. TSK yaptığı müdahale sonucu bu koalisyon bozuldu. Erdoğan önce Cemaat’ten uzaklaştı, daha sonra PKK ile olan bağlantılarını kopardı ve TSK’nin arkasına sığındı. Onun bıraktığı boşluğu ise, CHP doldurmaya çalışıyor.
Vah ki vah! Atatürk’ün partisi kimlerin eline kaldı? CHP bu hali ile Atatürk ilkelerine inanların oy vereceği bir parti olmaktan çıkmıştır. 6 okun yeni sahibi artık Vatan Partisidir. Atatürk’e inananların, Atatürk’le ve Cumhuriyet’le kalmak isteyenlerin toplanacağı yer, Vatan Partisidir.

23 Ekim 2015 Cuma



OBAMA'NIN SOPALARI 

ABD sadece iktidardaki partileri değil, muhalefet partilerini de sopa olarak kullanır. 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmemesini sağlayan Baykal’ın CHP başkanlığından uzaklaştırılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi bu açıdan önemlidir.

ABD’nin en önemli sopalarından birisi de Abdullah Gül’dür. Perinçek’e göre gladyonun bir numaralı ismi Gül, iki numaralı ismi Erdoğan, üç numaralı ismi Gülen’dir. 

Son zamanlarda Erdoğan’ın diğer iki isim ile arası açıldı. Gül cumhurbaşkanlığı bitince siyaset dışı kaldı. Gülen cemaatinin faaliyetlerini durdurmaya ve örgütünü tasfiye etmeye yönelik çok ciddi adımlar atıldı.

Bu ayrılıklarla beraber, Erdoğan, ABD’nin bazı politikalarına karşı durmaya başladı. Önceleri BOP eş başkanlığı ile övünen Erdoğan, bu projenin gerçekleşmesi için ABD’nin beyzbol sopası olarak kullandığı PKK ve HDP ile arasını açtı. TSK kuvvetleri önce Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen ikinci İsrail projesine durduracak adımlar attı. 24 Temmuz’da ise PKK’yı bitirecek mücadeleyi başlattı.

Bu gelişmeler ABD tarafında hoş karşılanamazdı. Amerika buna karşı bir hamle yapmalıydı, nitekim yapmaya da başladı. Gar meydanındaki patlama, ABD’nin IŞİD sopası tarafından gerçekleştirildi. TSK’ne dur mesajı verildi. ABD’nin bununla yetinmesi mümkün değildir.

Gelişmelerden öyle anlıyoruz ki, 1 Kasımdan sonra, siyaset yeniden şekillenecek ve ABD yeni bir hamle yapacak. Bahçeli’nin Abdullah Gül’ü öven, ona siyasete dön çağrısı yapan ve 5. Bir partiden bahseden beyanları, ABD’nin yeni sopasının, Abdullah Gül yönetiminde yeni bir parti, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ve Bahçeli yönetimindeki MHP’den oluşacak bir koalisyon hükumeti olduğu gerçeğini ortaya çıkardı.

Anlaşılan o ki, ABD Erdoğan’ı kesin olarak gözden çıkardı. Yapılan plana göre, Obama’nın sopası önce Erdoğan’ın sonra da Türk Milleti’nin başına inecek. 

Erdoğan’ın kafasına inecek sopadan çok milletimizin kafasına inmesi planlanan sopa bizi ilgilendirir. Erdoğan giderse gitsin ama yerine ABD’nin başka sopalarının gelmesine izin vermememiz gerekir. Düşünülen üçlü sopa (5. Parti, CHP ve MHP) milletimizin başına gelmemelidir.

1 Kasım seçimleri ABD’nin sopalarından kurtulma seçimi olmalıdır. Bunun için oylar Vatan Partisinde toplanmalı ve Vatan Partisi meclise taşınmalıdır. Türk Milleti’ne düşen görev budur.

19 Ekim 2015 Pazartesi

NUR İÇİNDE YAT ŞEHİDİM

Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasından öğreniyoruz:

Kayseri’nin yiğit evladı Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Onur Sönmez; dün Tunceli'de vatan, millet düşmanları hainlerin patlattığı mayın yüzünden şehit olmuş.

Bugün Kayseri'de defnedildi. Ben de cenaze törenine katıldım ve tören esnasında düşündüm:

Onur Sönmez evladımız bu millet için hayatını feda etti ama bu milletin % 13'ü yiğidimizi şehit eden partiye (HDP), daha doğrusu terör örgütüne oy verdi.

Bu milletin % 41'i yiğidimizi şehit eden terör örgütünü "açılım, çözüm" palavraları ile büyüten, azdıran; bu hainlere olmadık tavizleri veren partiye oy verdi.

Bu milletin % 25'i ise HDP'yi meclise taşımak için gayret gösteren, şehidimizin katillerinin destekçilerini (HDP) mecliste görmekten mutlu olacaklarını beyan eden ve 1 Kasım sonrası bunlarla koalisyon hesabı yapanlara oy verdi.

Bu milletin % 16'sı ise iktidarın, terör örgütünü büyüten, silahlandıran politikalarına karşı hiç bir önleyici işlem yapmayan ve Salı günleri gurup toplantısında o haftadaki olayları anlatmaktan başka bir eylem ortaya koyamayan bir partiye oy verdi.

Onur Sönmez evladımızı toprağa verirken bunları düşündüm ve çok üzüldüm.

Medyanın etkisinden çıkamayan, sağlıklı düşünme yeteneğinden yoksul, bilgisini artırmak istemeyen, olayları çok yönlü değerlendiremeyen, yurttaki ve dünyadaki gelişmelerin nedenlerini merak etmeye bir toplum doğru seçimler yapamaz.

Doğru seçimler yapamayan bir toplum bir yandan şehidine ağlar, değer yandan o vatan evladını şehit eden hainlere veya bu hainleri meclise taşımaktan mutluluk duyanlar veya bu hainler ile bir masa etrafında oturup Türk Milletine anayasa yapamaya kalkanlara veya terör örgütünün büyümesi ve silahlanması için ortam yaratanlara oy verir.

Evet, oy verir! Sonra da slogan atar: "Şehitler ölmez, vatan bölünmez". Oysa verdikleri oyların sonucudur bu şehitler ve bölünme aşamasına gelmiş bu vatan.

Şehidimize rahmet diliyorum, nur içinde yatsın

CENGİZ UTAŞ

Erciyes Üniversitesi eski rektörlerinden, mesai arkadaşım Cengiz Utaş'ın ani vefatını büyük bir üzüntü içinde öğrendim. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Emekleri unutulamaz.

18 Ekim 2015 Pazar

TERÖR ÖRGÜTLERİ EMPERYALİZMİN MAŞASIDIR

Kapitalist dünya, üçüncü dünya dedikleri ülkeleri sömürmeden duramaz. Geçmişte, kendi askeri güçlerini kullanarak ve gerekirse işgal ederek bu sömürüyü gerçekleştiren başta ABD olmak üzere batılı güçler, şimdilerde yöntem değiştirdi. Kendi askerlerini kaybetmek istemedikleri için, yeni bir savaş tekniği geliştirdiler. Adını da “düşük yoğunluklu çatışma” koydular.

Bu savaş tarzında açıkça gözler önünde olup biten askeri angajmanlar söz konusu değildir. Bu savaş taşeronlarla yürütülür. Taşeron, ya paralı askerlerden oluşur ya da teröristlerden.

ABD’nin Ortadoğu’da kullandığı iki büyük taşeron var: PKK ve IŞİD (DEAŞ). Bu iki terör örgütünün temel görevi bölgedeki milli devletleri parçalamak ve ABD’nin sömürüsüne açık hale getirmektir.

Terör savaşları ahlaksızca, insafsızca ve acımasızca devam ediyor. Bu örgütler öldürürken sivil, asker, bebek, çocuk, yaşlı dinelmezler. Bombayı patlatırlar, insanları tararlar, kimin öldüğünden çok ne kadar korku saldıklarına önem verirler.

Terör örgütlerinin oluşması için bunlara bir takım “yüce görevler” yüklerler. Etnik ve dini inanç farklılıklarını kullanırlar. Terörist bombayı patlattığında ya Tanrı’ya, ya da halkına hizmet ettiğini sanır.

Aslında emperyalizme hizmet etmektedir ama farkında değildir. Kullanılır ve işi bitince yok edilir.

Terör örgütleri emperyalizmin maşasıdır. Bu maşa, masum insan kanı ile kırmızıya boyanmıştır.

PKK da böyle bir örgüttür. ABD’nin taşeronudur, maşasıdır. HDP de onun siyasi uzantısıdır. Hedefleri Türkiye Cumhuriyetini parçalamak ve bölgeyi sömürüye açık hale getirmektir.

Bu örgütler milli devletlere saldırılar çünkü milli devletler mazlum milletlerin kalesidir. Bu kalenin içinde insanlar özgür ve bağımsız yaşar. Başka ülkelerin kendisini sömürmesine engel olur.

Son yıllarda ABD ve AB ülkelerinin bazılarının uyguladıkları milli devletleri parçalama stratejisinin özünde emperyalizm vardır, sömürme arzusu vardır. Türk Milleti’nin milli devleti Türkiye Cumhuriyetidir. Saldırı Cumhuriyetimizedir.

Esas saldırgan ABD ve bazı AB ülkeleridir. Kullandıkları taşeron ise PKK’dır.  IŞİD de ülkemiz için bir tehdittir. Onun da ipleri aynı çevrelerin elindedir.

Ankara’daki katliamı kim yaptı diye aranmanın bir faydası yoktur, gerçek fail bellidir.  24 Temmuz tarihinde TSK ve emniyet güçlerimizin PKK’ya karşı başlattığı mücadele aslında ABD’ye karşı başlatılmış bir savaştır. Garda patlayan bomba, bu savaşa karşı ABD’nin verdiği karşılıktır. Bizi tekrar çözüm sürecine yani bölünmeye zorlamanın bir yoludur.

AKP iktidarının çözüm sürecinden vazgeçmesi ABD’yi yeni siyasi aktör arayışına itmiştir. CHP, HDP ve Cemaat yakınlaşmasını bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Terör örgütüne verilen görev siyasiler ve kamuoyu oluşturucular ile desteklenmedikçe başarıya ulaşamaz. Türk milletinin bu gerçeğe dikkat etmesi gerekir.

1 Kasım seçimleri çok önemlidir. Oy kullanırken PKK destekçilerinden, özellikle de HDP’den uzam durmak şarttır.

Oylar bölünmeye değil, birleşmeye verilmelidir. Çözüm sürecini tekrar gündeme taşıyacak ve TSK’nin başlattığı bu temizlik harekâtını durduracak partilere oy verilmemelidir.

Türkiye Cumhuriyeti diyenler,
Atatürk Diyenler,
Vatan bölünmez bir bütündür diyenler,
Ne mutlu Türküm diyenler

Milli hükumetin kurulması için Vatan Partisini desteklemeli ve onun vatansever adaylarını meclise taşımalıdır.

16 Ekim 2015 Cuma

TEŞEKKÜRLER DOĞU PERİNÇEK

Yıllardır söylenen Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır iddiası AİHM’in kararı ile bir yalan olduğu tescil edilmiştir. “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için Doğu Perinçek’i mahkûm eden İsviçre mahkemeleri haksız bulunmuştur.

AİHM’in bu kararını sadece ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirmemek gerekir. Aşağıdaki hususlar da kayıt altına alınmıştır:

“- 1915'de yaşananlar, 2. Dünya Savaşı'nda yaşanan Yahudi soykırımından(Holokost) farklıdır. (Hukuki anlamda 1915 olayları soykırım değildir!)
-Konu, tarihçilerin tartışmaları gereken ve tartışmakta oldukları bir husustur. Dolayısıyla bu konuda parlamentolar ve mahkemeler karar veremez.
-1915 olaylarının “soykırım” olarak nitelendirilemeyeceğinin savunulmasını yasaklamak ve bunu cezalandırmak, düşünce özgürlüğüne aykırıdır. Bu tür yasaklamalar ve cezalandırmalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(AİHS) 17. maddesi kapsamında değerlendirilemez.”

Türk milletini diz çöktürmek ve Türkiye’den önce tazminat, sonra toprak talep etmek için uydurulan bu yalan Türkiye’de de çok söylendi, yazıldı. AİHM’nin bu kararı ile Ermenilere soykırım yapılmıştır diyenler yalancı durumuna düştü.  

Sadece bu yalanı söyleyenler değil, bu yalancıları milletvekili listelerine yerleştirip TBMM’ne taşıyan AKP, CHP ve HDP liderleri de yalancı durumuna düştü. Utanmaları ve tutumlarını gözden geçirmeleri gerekir.

Bu başarının sahibi Doğu Perinçek ve Talat Paşa Komitesi üyeleridir. Türk Milleti onlara şükran borçludur. Özellikle Doğu Perinçek’in verdiği mücadele, onun ne kadar vatansever birisi olduğu net bir şekilde göstermektedir. Vatan Partisi’nin bu değerli başkanının kutluyoruz.

Başarının sahibi Doğu Perinçek’in yurda döndüğünde açıklama çok önemlidir:

“Avrupa Birliği’nin, ABD’nin ‘Güneydoğu’da özerklik yapacaksın, Ermeni Soykırımı yalanını tanıyacaksın, Kıbrıs’tan Türk ordusu geri çekilecek, bizim dayattığımız Kemal Derviş ekonomisi ile borca batacaksın’ maddelerinden oluşan bu dört dayatmadan birini milletimizin gücü ile yerle bir ettik ve bir model kurduk. O model şudur: ‘Türkiye’nin güçlerini birleştirmek’. Bu model önümüzdeki sorunları çözmede de bize anahtardır.
Buradan Türkiye’mizin bütün siyasal partilerine, sendikalarımıza, derneklerimize, kitle örgütlerimize, meslek odalarımıza; hepsine,  vatan bütünlüğü için Türkiye cephesinde birleşme çağrısı yağıyoruz. Vatan bütünlüğü için ABD’nin üzerimize sürdüğü, silahlandırdığı, Ortadoğu’yu kana bulayan o örgütlere karşı, ABD’nin dize getirmek istediği Türk Milleti olarak bütün milletimizi ayağa kalkmaya davet ediyoruz.

Bu başarımızı şu anda karakollarda, sınır boylarında, teröristlerin peşinde dağlarda, sınır ötelerinde mücadele eden Mehmetçiğimize armağan ediyoruz! Mehmetçiğimizle birlikte kahramanca teröre karşı vatan savunması yapan emniyet güçlerimize, polisimize, Güneydoğu’daki korucularımıza armağan ediyoruz.

Yolumuz açıktır, Türk Milletinin yolu açıktır. Bu karanlıkları dağıtacağız!”


Teşekkürler Doğu Perinçek!

15 Ekim 2015 Perşembe

GERÇEK BARIŞI TSK SAĞLAYACAKTIR

“Barış” sözcüğü PKK'nın silahı haline geldi. Televizyonlar, gazeteler, meydanlar barış çığırtkanları ile doldu. Bunların “barış” dedikleri şey aslında iç savaş çığırtkanlığıdır.

Barış diyenler, yanına “masaya oturmak, “diyalog” ve “müzakere”yi de eklyorlar. Kim kimle masaya oturacak, kiminle neyin müzakeresi yapılacak; açıkça söylemiyorlar. Biz söyleyelim:

Bunların “Barış” dedikleri şey şudur: Biz Türkiye'yi bölelim, Güneydoğu'da ABD'nin arzularını yerine getirip ikinci İsrail devletinin kurulmasını sağlayalım, yöre halkını esaret altına alalım ama kimse bize mani olmasın, yoksa kan dökülür.

Barış yani teröre teslimiyet.

Barış yani bölünmeye evet.

Barış yani Güneydoğu'da Türk bayrağı dalgalanmasın.

Barış yani ABD kazansın, Türkiye kaybetsin.

Barış yani Lozan kalksın, Sevr gelsin.

Barış yani ihanete Türkiye Cumhuriyeti izin versin.


Barış sözcüğü Türk Milletine açık bir tehdittir. Ya isteklerimizi kabul edersiniz, ya kan dökeriz demektir.

Türk Milleti bu şantaja boyun eğmez, eğemez. ABD piyonlarına gereken dersi verir. TSK vatanın ve milletin birliğini koruma kararlılığı içindedir ve gerekirse bu uğurda kanını feda edecek kahramanlarımız da vardır.


Barış ancak Türk Bayrağının dalgalandığı, kardeşliğin hakim olduğu, milli birliğin ve hukukun üstünlüğünün sağlandığı, devletin meşru güçlerinden başka hiç kimsenin silah taşımadığı, zaman gerçekleşir.

Barış isteyenlere sesleniyorum. TSK ve emniyet güçlerimiz eninde sonunda PKK'nın belini kıracak ve barışı böylece sağlayacaktır. Meclisten, şehirlerden, dağlardan hainler temizlenmedikçe barış gelmez.

24 Temmuz Türk Tarihinde bir dönüm noktasıdır. Uçaklarımızın Kuzey Irak'tak, terör yuvalarını bombalamaya başlayınca barışa giden yol da açılmış oldu.

Vatan Partisi olarak bize gerçek barışı sağlayacak olan Mehmetçiklerimizin ve kahraman polislerimizin arakasındayız ve sonuna kadar da kahramanlarımızın destekçisi olmaya devam edeceğiz.

Eyup S. Karakaş