ZEHRİ ALTIN TABAKTA SUNARLAR
Meşhur sözdür ”Zehri altın tabakta sunarlar”. Bu atasözü bizimdir ama en iyi uygulayıcısı Amerika’dır.
Milli devletleri parçalamak, halkları sömürmek için 3 altın tabak kullanır:
Küreselleşme, demokrasi ve insan hakları ve özgürlük.
Demokrasi, temel hak ve özgürlükler insanlığın çok kanlı mücadeleleri sonucu elde ettiği değerlerdir. Hangi topluma veya kişiye demokrasi ve özgürlük ister misiniz diye sorsanız, evet isteriz derler, çünkü bunlar insanlık için en büyük değerlerdir.
Bunu bilen Amerika, zehirlemek istediği toplumlara zehri bu tabak içinde sunar. Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı demokrasi tabağında sundukları zehirle parçaladılar, milyonlarca insanın ölümüne, milyonlarca insanın evsiz, yuvasız kalmasına sebep oldular.
Bugünlerde Venezuela ve İran halkına demokrasi ve özgürlük tabağı içinde zehir sunuluyor.
Diktatörler gidecek ve yerine demokrasi ve özgürlük gelecekmiş.
Gelecek olan bellidir; Amerikan büyük sermayesi ve petrol şirketleri.
İnanıyorum, İran ve Venezuela halkı bu oyuna gelmeyecektir.
Küreselleşme dedikleri de batı sermayesinin gelişmekte olan ülkeleri sömürmesinin bir yolu.
Küresel güçler gelişmekte olan ülkelere küreselleşmeyi allayıp pullayıp çok iyi bir şeymiş gibi takdim ederler.
Küreselleşin, zenginleşin derler ama tam tersi olur. Kapıları açın, gümrükleri kaldırın, mal ve sermaye rahatlıkla dolaşsın derler. Bunu da ekonomik reçete diye sunarlar ama bu reçetenin özünde zehir var, sömürü var, el koyma var.
“Küreselleşme” tabağındaki sömürü zehrini Türkiye 1980 ihtilali ile içmeye başladı, hâlâ da içiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder