YUMUŞAK GÜÇ
Bir devletin uluslararası ilişkilerde uyguladığı politikanın
tek aracı güçtür. Yakın zamana kadar bir ülkenin gücü denildiğinde akla sadece
silahlı güçleri (sert güç) gelirdi. Sert gücün işini kolaylaştırmak için
‘yumuşak güç’ kavramı ortaya atıldı. Bir
ülke yumuşak güç kullanılarak kendi amaçlarını başka ülkelere benimsetirse,
daha masraflı olan sert güç kullanmasına gerek kalmaz.
Yumuşak güç uluslararası ilişkilerde nispeten yeni bir
kavramdır. İlk defa Amerikalı siyaset bilimci Joseph S. Nye tarafından
kullanılmaya başlanmıştır. Yumuşak güç,
istediğini zor kullanma ve para verme yerine muhatabını kendine yaklaştırma,
benimsetme becerisidir. Diğerleri, sizin ideallerinize, düşüncelerinize
hayran olunca ve sizin isteklerinizin onların da isteği haline gelince, onları
kendi kontrolünüz altına girmesi için zor kullanmanıza ya da para ile
kandırmanıza gerek kalmaz.
Daha net bir
ifadeyle, ‘yumuşak güç’ bir milletinin ya da bir grup insanın beynini ve
gönlünü ele geçirmek için kullanılan güçtür. Bu gücün etkisinde olanlar beyinlerini
ve kalplerini kiraya vermiştir. O beyin ve kalp, güç sahibi tarafından
kullanılır.
Siz bu gücün etkisi
altına girdiyseniz, ne düşüneceğinize, neden hoşlanacağınıza ya da neden ve
kimden nefret edeceğinize o güç sahibi karar verir; siz de bunu kendi
düşünceleriniz ve duygularınız sanırsınız.
Son 30 yılda internet, haberleşme teknolojisinde ve sosyal
medya platformlarında yaşanan gelişmeler hem sosyal hayatımızı hem de
uluslararasındaki ilişkileri güvenlik ve savunma temelinde büyük değişiklikler yaptı.
Bu değişimler halen devam edip gitmektedir. Bunun sonucunda yumuşak gücün
etkinliği daha da arttı.
Yumuşak gücün
etkinliği artınca ‘toplum siyaseti’ kavramı ortaya çıktı. Uluslar arası
arenada sadece devletlerin değil, kamuoyunun da önemli bir aktör olabileceği
anlaşıldı. Geleneksel diplomasi yönetimin tek başına yeterli olmadığı görüldü. Devletler arasındaki bürokratik süreçlere
sivil toplum örgütleri ve halk kitleleri de eklendi.
Toplum siyaseti, bir
devletin kendi milli çıkarlarını gerçekleştirmek ve etki alanını genişletmek
için yoğun biçimde uygulanmaktadır. Özellikle
büyük devletler, yumuşak gücün bir aracı olan toplum siyasetini diğer ülkelerin
halklarını derinden etkilemek, onları uzun vadede kendi çıkarları doğrultusunda
değiştirmek için toplum siyasetini etkin şekilde kullanmaktadır.
ABD’de Obama dönemi ile birlikte fikirler savaşı gündeme
geldi.
ABD, Vietnam, Afganistan ve daha birçok yerdeki askeri
başarısızlıkları sonucunda şunu anladı; ‘halkın
beynindeki savaşı kazanmadan silahla bir yere varılamıyor’.
Özellikle büyük devletler, yumuşak gücün bir aracı olan
toplum siyasetini kendi milli çıkarlarını gerçekleştirmek ve etki alanlarını
genişletmek, diğer ülkelerin halklarını derinden etkilemek, onları uzun vadede
kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek için toplum siyasetini yoğun ve tekin
bir şekilde kullanmaktadır.
Günümüzde de dünya egemenliği peşinde olan Amerika, emperyalist
emellerini gerçekleştirmek için yumuşak güç kullanıyor ve başta İngilizce olmak
üzere kendi kültürünü tüm dünyaya yaymaya çalışıyor. Bunda da çok başarılı
oluyor. Kültürel üstünlüğü siyasi ve
ekonomik üstünlüğün takip edeceğini biliyor. Diğer ülkelerdeki Amerikan kültürü
benimseyen ve Batı hayranlığı içine giren insanlar, robotlaşıyor ve Attilâ
İlhan’ın dediği gibi Batı’nın manevi ajanı haline geliyor.
YUMUŞAK GÜCÜN ARAÇLARI
Yumuşak gücü en etkin kullanan ülkelerin başında ABD
geliyor. Bazı AB ülkeleri de Amerika ile birlikte hareket ediyor.
ABD’nin kullandığı
yumuşak güç araçlarının başında Sinema filmleri, diziler gelir. Walt Disney
Pictures, Warner Bros. Entertainment Inc.,
Netflix , Universal City Studios LLC, Paramount Pictures, HBOmax , 20th Century Studio gibi film üreticilerinin
çoğu dünyaya egemen olmak isteyen emperyalist güçlerin kontrolü altında
çalışır.
ABD’de yayınlanan Boston
Globe, Chicago Tribune, Los Angeles
Times, The New York Times, The Washington Post, USA Today, Wall Street
Journal gibi gazeteler de
televizyonlar gibi Amerikan yumuşak gücünün araçlarıdır.
İletişim teknolojisi gelişti ve X, TikTok, YouTube, Instagram, Facebook, WhatsApp, Reddit, Quara ve
Telegram gibi sosyal medya siteleri de birer yumuşak güç odağı haline
geldi.
Amerikan büyük sermayenin
elinde olan ABD medyası ve sosyal medyası her yıl milyonlarca haber, fotoğraf,
yorum, başyazı, köşe yazısı ve makaleleriyle hem kendi ülkesinin hem de diğer
ülkelerin halklarını etkiler. CIA ülke içinde 200’den fazla gazete, dergi,
haber ajansı ve yayınevinin bizzat sahibidir. Ayrıca diğer gazeteler ve
dergiler aracılığı ile yanlış ve taraflı haberler yayar.
Ulusal Demokrasi Vakfı ve Uluslararası Gelişme Örgütü gibi
ABD hükümetinin parasal destek verdiği kuruluşlar ile Ford, Soros Vakfı ve
diğer organizasyonlar diğer ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere
yardımda bulunur. Üniversitelere yapılan yardımlar piyasa ekonomisi
ideolojisini destekleyen akademik programlara, sosyal bilim enstitülerine,
araştırmalara, burslara ve ders kitaplarına gider. Paraları alan STK’lar ise Amerika’nın gönüllü hizmetçisi haline
dönüşür.
TÜRKİYE’DE DURUM
Türkiye’deki STK’lar
ve medya az ya da çok, bilerek ya da bilmeyerek Amerikan yumuşak gücü olarak
çalışmaktadır. Bazı medya kuruluşları ve STK’lar Amerika’nın ve diğer
Batılı ülkelerin ajansları ve fonları tarafından beslenir. Bunlar Türk kamuoyunu emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda
oluştırmaya çalışır.
Bu ‘fonlama’ işi
genellikle ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), Ulusal Demokrasi Vakfı
(NED), SOROS vakfı, Ayrıca Avrupa Demokrasi Vakfı (EED), Heinrich Böll Vakfı, Chrest
Vakfı, Guardian Vakfı, The Swedish International Development Cooperation Agency
(SIDA) ve bazı ülkeleri dışişleri bakanlığı aracıyla yapılır.
Türkiye’de yabancı
vakıf ve ajans ve devletlerden para alan bazı STK ve medya kurumlarını
sıralayalım: Bianet, Medyascope, Yeni Medya Akademisi, Dijital Medya Araştırmaları
Derneği, Denge Denetleme Ağı, Oy ve Ötesi Derneği, Kadın Adayları Destekleme
Derneği, Kaos Gey ve Lezbiyen Derneği,.
Şu da dikkate alınmalıdır; Türkiye’deki bazı Televizyon ve gazetelerin sahipleri ya yabancılardır
ya da yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarıdır. Bu medya kurumları da
sahiplerinin istediği yayın politikasını izleler.
Bu yayın
kuruluşlarının etkisinde kalanları anlamak kolaydır. Son yıllarda üç büyük
olay oldu; Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi, İsrail’in Gazze’de katliam yapması
ve Venezuela devlet başkanının kaçırılması. Bu üç olayı yorumlayanlara
bakılırsa kimlerin ABD, İsrail yumuşak gücü etkisinde olduğu anlaşılır.
Bana kalırsa herkesin,
“Benim bu düşüncelerimi ve duygularımı acaba Amerikan, İsrail ve diğer ülkelerin
yumuşak güç araçları mı oluşturuyor?” “Acaba
ben özgür ve özerk bir fert miyim ya da bazı güçlerin robotu muyum ” diye
sorgulaması lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder